/>

26 Ekim 2011 Çarşamba

KALDIRIMLAR


KALDIRIMLAR


Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında;
Yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum.
Yolumun karanlığa saplanan noktasında,
Sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum.
Kara gökler kül rengi bulutlarla kapanık;
Evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar.
İn cin uykuda, yalnız iki yoldaş uyanık.
Biri benim, biri de serseri kaldırımlar.
İçimde damla damla bir korku birikiyor;
Sanıyorum, her sokak başını kesmiş devler…
Üstüme camlarını, hep simsiyah, dikiyor;
Gözüne mil çekilmiş bir ama gibi evler.
Kaldırımlar, çilekeş yalnızların annesi;
Kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır.
Kaldırımlar, duyulur, ses kesilince sesi;
Kaldırımlar, içimde kıvrılan bir lisandır.
Bana düşmez can vermek, yumuşak bir kucakta;
Ben bu kaldırımların emzirdiği çocuğum!
Aman, sabah olmasın, bu karanlık sokakta;
Bu karanlık sokakta bitmesin yolculuğum!
Ben gideyim, yol gitsin, ben gideyim, yol gitsin;
İki yanımdan aksın, bir sel gibi fenerler.
Tak, tak, ayak sesimi aç köpekler işitsin;
Yolumun zafer takı, gölgeden taş kemerler.
Ne sabahı göreyim, ne sabah görüneyim;
Gündüzler size kalsın, verin karanlıkları!
Islak bir yorgan gibi, sımsıkı bürüneyim;
Örtün, üstüme örtün, serin karanlıkları.
Uzanıverse gövdem, taşlara boydan boya;
Alsa buz gibi taşlar alnımdan bu ateşi.
Dalıp, sokaklar kadar esrarlı bir kuyuya,
Ölse, kaldırımların kara sevdalı eşi..
NECİP FAZIL KISAKÜREK
Devamını Oku

Güvenlikle ilgili önemli uyarılar


Güvenlikle ilgili önemli uyarılar

5. MSN Müşteri Hizmetleri Adına Gelen Sahte E-postalar - MSNveya Windows Live Hotmail Müşteri Hizmetleri, MicrosoftDestek Hizmetleri adı altında gelen e-postalar içinde yer alan linkleri tıklayarak şifrenizi, özel güvenlikbilgilerinizi talep eden sorulara cevap vermeyin. Sadece https://support.live.com/eform.aspx?productKey=wlid&ct=eformts adresinden yapacağınız destek taleplerinizin üzerine size ulaşacak MSN desteğe cevap verin. MSN destek hizmeti ücretsizdir, parakarşılığı veya talep etmediğiniz halde size ulaşan destek mesajlarınaitibar etmeyiniz .

6. Windows Live Messenger Anlık İletilerde Gönderilen Linkler -Windows Live Messenger listenize eklenmek için tanımadığınız biri tarafından davet alırsanız asla kabul etmeyin. Kişisel bilgilerinizi isteyen bir e-posta iletisi, anlık ileti veya açılır pencere alırsanız, bağlantıyı tıklamayın. Bunu yapmanız, verdiğiniz bilgilerin siteyi oluşturan dolandırıcıya gitmesine neden olabilir. Web sitesini ziyaretetmek için adresi baştan tekrar yazın, kopyala/yapıştır seçeneğini kullanmayın. Tanıdığınız kişilerden gelen linkleri dahi kesin emin olmadan tıklamayın. Gönderen kişinin gerçekten sizin tanıdığınız kişi olup olmadığından emin olmalısınız. Aksi taktirde arkadaşınızın hesabını ele geçiren kişi sizin hesabınızı da ele geçirebilir.

7. Güvenlik Ayarlarınız - Bilgisayarınızın güvenlik ayarlarını asla düşürmeyin. Sizinle paylaşılacak bir dosyası olduğunu belirten ancakbunu görebilmeniz için güvenlik ayarlarınızı düşürmeniz gereken anlık iletilere veya e-postalara güvenmeyin. Bilgisayarınızın güvenliğini artırmak için http://www.microsoft.com/turkiye/athome/security/default.mspx adresindeki yönergeleri adım adım uygulamanızı öneririz.

Tüm bu uyarıların dikkate alınmasına karşılık bir anlık dalgınlık sonucu şifre bilgisayar korsanları tarafından ele geçirildiği takdirde, e öncelikle Parola Sıfırlama işlemi yapılmasını öneriyoruz. Bu işlemi yapmak için:

- Windows Live Hotmail giriş sayfasından 'Parolanızı unuttunuz mu?' linkine tıklanır.

- Açılan sayfada parolası sıfırlanacak Windows Live Hotmail hesabı ve güvenlik kelimesi yazılır.

- Bir sonraki sayfada iki seçenek yer alacaktır. Şayet öncedenalternatif bir e-posta adresi belirtilmiş ise 'Kendinize bir parola sıfırlama e-posta iletisi gönderin' seçeneği tıklanır. Eğer böyle bir e-posta adresi belirtilmemiş ise veya bu seçenek tıklandığı halde mesaj ulaşmıyorsa (Hesabı ele geçiren kişi alternatif e-posta adresini kendiçıkarları doğrultusunda değiştirmiş olabilir) hesap bilgilerinizi girin ve 'Gizli sorunuzun yanıtını yazın' seçeneği tıklanır.

Eğer bu yöntem ile hesap geri alınamıyorsa yapılması gereken http://support.live.com/default.aspx?page=wlglobal_propertynotsupported&productkey=wlid&locale=tr-trinternet adresinden MSN Müşteri Hizmetlerine başvurmak veya 444 6787 (MSTR) numaralı telefondan Microsoft İletişim Hattı ile irtibata geçmektir. İletişim Hattı sizi yönlendirecektir.



Yazının başlangıcı; Microsoft, bu sahte ve tehlikeli e-postaya karşı uyardı! İşte o e-posta ve önemli güvenlik bilgileri
http://www.denli.web.tr/2011/10/microsofttan-sahte-e-mail-uyars.html
Devamını Oku

Microsoft'tan sahte e-mail uyarısı!

Microsoft, bu sahte ve tehlikeli e-postaya karşı uyardı! İşte o e-posta ve önemli güvenlik bilgileri

  • Microsoft'tan sahte e-mail uyarısı!
Bilgisayar korsanları, ele geçirdikleriMSN adreslerinin Windows Live Messenger listelerinde kayıtlı olan isimler ile irtibata geçerek listelerinde sizi engelleyenleri göstereceği iddia edilen adresler gönderiyorlar.

Microsoft ise konu hakkında kullanıcılara aşağıdaki maddeleredikkat etmelerini önerdi:

1. Önemli kişisel bilgilerinizi hiçbirzaman bir e-posta, anlık ileti veya açılır pencere üzerinden başkalarınavermeyin. Yasal ve kurumsallaşmış şirketlerin çoğu, parola, hesap veya kredi kartı numarası ya da diğer gizli bilgileri istemek için buyöntemleri kullanmayacaktır. Sızdırma dolandırıcılığı yapanların insanları yanıltmaları kolaydır. Örneğin, bir e-posta iletisinin "Kimden" satırındaki adresi taklit ederler. Çoğu şirket kişisel bilgileri e-posta yoluyla istemez.

2. Herhangi bir bilgi girmeden önce web sitesinin kişisel bilgilerinizi koruduğundan ve gerçek olduğundan emin olun. Sızdırma dolandırıcılığı yapanlar, görüntülenen adresi gerçekmiş gibi gösterebilirler. Sitenin gerçekliği hakkında en küçük bir şüpheniz varsa, güvenliğinize önemverin ve siteden ayrılın. Önemli verilerin internette aktarılırken korunmasına yardımcı olacak bir önlem olarak veri şifreleme işaretlerinin durumuna bakın.

3. Güçlü şifre - Windows Live Messenger ve Windows Live Hotmail adresinizde kullandığınız şifrenizi mutlaka belirli bir uzunlukta ve kolaytahmin edilemeyecek şekilde belirleyin. Şifrelerinizi kimseyle paylaşmayın. Başka e-posta hesaplarınız, üye olduğunuz forumlar, bloglar ve başka interaktif siteler için aynı şifreyi kesinlikle kullanmayın.

4. MSN ve Windows Live Hotmail Giriş Sayfası - Bilgisayar korsanları MSN ve Windows Live Hotmail giriş sayfalarını birebir taklit ederek aslında sahte olan sayfalar düzenliyorlar. Böylece siz e-postalarınızı okumak veya Windows Live Messenger'a bağlanmak için e-posta adresinizi ve şifrenizi yazdığınızda aslında arka planda bilgisayar korsanları bilgilerinizi ele geçirmiş oluyorlar. Windows Live Messenger anlık ileti penceresinden veya Windows Live Hotmail e-postanızdan tanıdığınız bir arkadaşınızdan bile gelmiş olsa -arkadaşınızın e-posta hesabının korsanlar tarafından ele geçirilip geçirilmediğini bilemezsiniz- gönderilen linkleri dikkate almayın ve asla bu linkleri tıklayarak hesabınıza giriş yapmayın.

Windows Live Hotmail hesaplarınızı kontrol etmek için daima www.hotmail.com veya www.msn.com.tr adreslerini kullanın. Windows Live Messenger servisini kullanmak için sadece orijinal Windows Live Messenger'ı kullanın.




Güvenlikle ilgili önemli uyarılar için devamı...


http://www.denli.web.tr/2011/10/guvenlikle-ilgili-onemli-uyarlar.html
Devamını Oku

18 Ekim 2011 Salı

Sınırı aştılar: 24 şehit

TERÖRE LANET EDİYORUZ

Asker, sivil, kadın, çocuk demeden katliam yapan PKK, önceki gece vahşi yüzünü Çukurca'da gösterdi. Ağır silahlarla sınırı geçen 250 terörist, 7 ayrı güvenlik noktasına saldırdı. Bir üsteğmen ve iki astsubayla birlikte 24 Mehmetçik şehit düştü. PKK'nın son yıllardaki en kanlı saldırısı, Türkiye'yi teröre karşı kenetledi. Terörü lanetliyoruz.
Alınan bilgiye göre terör örgütü PKK önceki gece Hakkâri-Çukurca'da 7 ayrı noktaya eşzamanlı saldırı düzenledi. Irak sınırından giren yaklaşık 250 teröristin gece saat 01.00'de gerçekleştirdiği baskınlarda 24 asker şehit oldu, 18 asker de yaralandı. Güvenlik güçlerinin bulunduğu binaları uzun namlulu silahlar ve roketatarlarla yoğun ateş altına alan teröristlere ilçe merkezinde polis ve asker anında karşılık verdi. Ancak Kekliktepe'de kayıplar ağır oldu. 19 asker burada şehit düştü. Çatışmalar sabaha kadar sürdü.
Alınan bilgilere göre teröristler, önce Çukurca ilçe jandarma komutanlığına saldırdı. Bu sırada elektriklerin kesilmesinden istifade eden PKK'lılar, hükümet konağı ve polis lojmanlarına yöneldi. Eşzamanlı olarak Çukurca'ya 3 kilometre uzaklıktaki Kekliktepe, Haksel Tepesi, Kinyas Tepe, Asayiş Tepe ve Kavuşak ileri gözetleme bölgeleri de hedef alındı. Yakındaki bazı köylerden de askeri birliklere ateş açıldı. Askerlerin son kurşunlarına kadar direndiği, Kekliktepe'de Üsteğmen Murat Bek'in mermi temin etmek için depoya gitmeye çalışırken vurulduğu öğrenildi. Teröristlerin, Bek'in odasına kadar girdiği, bu sebeple birliğin merkezden yardım isteyemediği belirtildi.

Alınan bilgiye göre yaklaşık 250 kişilik PKK'lı grup, gece 12.30 sularında Belat Vadisi'nden Çukurca'ya sızdı. 15-20 kişilik gruplara ayrılan teröristler önce ilçe jandarma komutanlığına saldırdı. Tam bu esnada ilçede elektrikler kesildi. Bu durumdan istifade eden PKK'lılar, yaklaşık 600 metre ilerideki hükümet konağı ve arkasında bulunan polis lojmanlarını hedef aldı. Roketatarların da kullanıldığı saldırıya Özel Harekât polisleri anında karşılık verdi. İlçe merkezinde saldırılarla eşzamanlı olarak Kekliktepe üs bölgesi hedef alındı. Çukurca'ya 3 kilometre uzaklıkta bulunan Kekliktepe'deki ileri gözetleme üs bölgesi de yaklaşık 50 kişilik terörist grubun saldırısına uğradı.
40 askerin görev yaptığı bölge, uzun namlulu silahların yanı sıra roketatarlarla vuruldu. 19 asker şehit olurken, çok sayıda asker yaralandı. PKK'lılar, Haksel Tepesi, Kinyastepe, Asayiştepe ve Kavuşak ileri gözetleme bölgelerini de ateş altına aldı. Kinyastepe ve Kavuşak ileri gözetleme noktalarına Irak sınırından havanlı saldırı yapıldı. Bu bölgelerdeki çatışmalarda da 5 asker şehit düştü. PKK'lıların, eylem sırasında yakındaki bazı köyleri de kullandığı, buralardan askeri birliklere ateş açıldığı belirtiliyor. 4 saat süren çatışma sırasında askerlerin son kurşunlarına kadar direndiği, Kekliktepe'de çarpışan Üsteğmen Murat Bek'in mermi temin etmek için depoya gitmeye çalışırken vurulduğu öğrenildi.
Teröristlerin, Bek'in odasına kadar girdiği, bu sebeple de birliğin yardım çağıramadığı belirtildi. Emniyet binalarına yönelik saldırıya ise Özel Harekat polisleri anında karşılık verdi. Olay yerinde 12 adet patlamamış roketatar mermisi bulundu. Öte yandan haber ajansı Reuters, saldırı sırasında 15 teröristin de öldürüldüğü bilgisini geçti. Saldırıya, İran'dan çekilen PJAK'a bağlı teröristlerin de katıldığı iddia ediliyor. Bir kısmının da Çukurca Kazanvadisi bölgesinde barındığı belirtiliyor. Hain saldırıda şehit olan askerlerin isimleri şöyle: J. Üst. Murat Bek (Yozgat), J. Kd. Bşç. İbrahim Geçer (Konya), P. Astsb. Bilal Özcan (İstanbul), P. Uzm. Çvş. Halil Özdoğru (Sinop), P. Uzm. Çvş. Mustafa Aslan (Çorum), P. Uzm. Onb. Reşit Eracan (Elazığ), P. Çvş. Koray Özel (Adana), P. Çvş. Yunus Yılmaz (Ankara), P. Çvş. Birol Elmas (Sakarya), P. Onb. Mesut Cengiz (Hatay), P. Onb. Mesut Kazanç (Erzurum), P. Onb. Yavuz Çoban (Aksaray), P. Onb. Fikret Özer (Samsun), P. Onb. Hüseyin Güldal (Kocaeli), P. Onb. Soner Ateşsaçan (Artvin), Eyüp Çolakoğlu (İstanbul), İdris Çam (Kahramanmaraş), Fevzi Kazak (Gaziantep), Mehmet Çetin (Aydın), Süleyman Kalkan (Isparta), Ahmet Tunçer (Bitlis), Mehmet Ağgedik (Elazığ), Ramazan Akın (Ağrı), Ufuk Bozkurt (Kırklareli).
ÖZEL TİM, K.IRAK'TA TERÖRİSTLERİN PEŞİNDE
Çukurca'daki askeri birliğe saldıran PKK'lıların Kuzey Irak'a kaçtıkları yönündeki istihbarat üzerine askeri birlikler sınırı geçti. Sıcak takip yapan Jandarma komando birliklerinin ilerlemesi sürüyor. Diyarbakır'dan kalkan savaş uçakları da Kuzey Irak'taki PKK kamplarını bombalamaya başladı. Türkiye'ye en yakın kamp olan Zap başta olmak üzere Kandil, Hakurk ve Hinere F-16'lar tarafından ateş altına alındı. Diyarbakır 2. Taktik 8. Jet Ana Üs Komutanlığı'ndan havalanan F-16'lar, kampları tek tek imha etti.
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel ile kuvvet komutanları da saldırı haberinin ardından sabah saatlerinde askeri bir uçakla Van'a geldi. Komutanlar buradan helikopterle Hakkâri'ye geçti. Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz ile İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin de Başbakanlık'ta düzenlenen terör zirvesinin ardından bölgede incelemeler yapmak üzere yola çıktı.

Devamını Oku

17 Ekim 2011 Pazartesi

Oğul! Allah Seni Milletine Bağışlasın

Oğul! Allah Seni Milletine Bağışlasın
Bir sonbahar gününün yorgun ışıkları, asude bir ölüm ülkesi Karaca Ahmet'in ıslak servileri, beyaz mermerleri, ölüm kokusu sinmiş toprakları üzerine dökülüyordu.
Mor, kırmızı, beyaz çiçeklerle bezeli taze bir toprak yığının başında bir adam duruyordu.
Başını öne eğmiş, kolları iki yana düşmüş, dört ayağı birden kesilmiş Bir küheylan gibiydi.
Sırtında mor çizgili bir gömlek vardı.
Altında morluklar oluşmuş acı pınarı gözlerinden hüzün yağmurları damlıyordu. Bayram Paşaların, Metrislerin, Pınarhisarların durduramadığı bu adam, bir servinin dibinde durmuş; berzahın bahar bahçesinden, sonsuzluğun mavi ufuklarına doğru yol alan anasını seyrediyordu.
Etrafında hiç kimsecikler yoktu.
Tipiye tutulmuş bir kuğu yalnızlığı ve çaresizliği vardı yiğit yüzünde.
Ülkesinin en kudretli insanıydı ama çaresizdi.
Bir daha başını o ananın şefkatli dizine koyamayacak, elini öpemeyecek, sarılamayacak, "ana ben geldim "diyemeyecekti.
Ne zaman yönelse odasını hep bomboş bulacak, anasının hayali, bir anıt gibi karşısında duracaktı.
Kaderi akrebin kıskacında yoğrulmuş, yüreği yorgun anayı hiç unutamayacaktı.
Yokluğu yüreğine vuracaktı.
"Anacığım! Hayatında hiç bu kadar başında duramadım, geçmişin telafisi için işte başucundayım" der gibiydi.
Her an göreve hazır bekleyen gri bulutlar ana -oğulu seyrediyordu.
Evlâdıyla abideleşmiş, destanlara sığmayan bir ana küçük bir kabre sığmış, nurlara bürünmüş yatıyordu.
Devlerin karşısında dize getiren adam, anasının başucunda dize gelmişti.
Ana-evlât iki vücud bir ruh olmuştu.
Çığlıklar dokunuyordu yüreğine, sessiz çığlıklar. Taşlardan, topraklardan, servilerden, kabirlerden yükselen ıslak çığlıklar...
Neler söylüyor, neler diyorlardı?
Dünyanın faniliğini, hayatın geçiciliğini, yeryüzünde en sahici yerlerin, serin serviler diyarı bu mekânların olduğunu haykırıyorlardı.
Taze toprak yığının başında duran yorgun adam, bu sırlar ülkesinin seslerini duymayan insanların hayatında hep bir şeylerin eksik olacağını düşünüyordu.
Sefiller'deki Jan Valjean gibi amansız takiplerin, tuzakların, komploların, pusuların, ayıramadığı ana-oğulu bir avuç toprak ayırmıştı.
Kor ateşlere gülümseyen adam, alevlerin yer değiştirip durduğu yüreğine yağan hüzün yağmurlarının altında sırılsıklamdı.
Dalga dalga kederler üzerine geldiğinde sığındığı şefkat kalesi yıkılmış ve yıkılan o kalenin altında kalmıştı.
Çoban Yıldızını kaybetmişti.
Dua pınarı kurumuştu.
Başından ayrılası gelmiyordu.
Kapıların önünde, soğuk duvarların arkasında, balkonların başında bir ömür boyu hep yolunu gözleyen, anasını belli ki çok seviyor, dumansız yanıyordu.
Sessiz çığlıkların arasından birden bildik bir ses hissetti yüreğinde. Bu onun sesiydi. Tayyibe Ana'nın sesi...
"Oğul, canım oğul, anasının, atasının alnını ak eden oğul! Sessiz yığınların sesi, dardakilerin nefesi oğul!
Derin Anadolu'nun çığlığı, hep davasını öne alan oğul!
Sesini, yiğit yüzünü herkesin sevdiği, hep yiğit, hep Anadolu kalan oğul!
Burada bekleme!
Seni bekleyenler var, senin daha yürüyeceğin çoook yollar var.
Ben gidiyorum ama geride senin gibi bir evlat bıraktığım için gönlüm inşirahla dolu.
Hatırlıyor musun oğul!
Anarşinin azdığı, kardeşin kardeşe kastettiği, beş bin vatan evladının yok yere öldüğü günlerdi. Evimizin iki tarafı balkondu. Bir balkona çıkarım, silah sesleri. Diğer balkona çıkarım yine kulakları sağır eden silah sesleri. Sen her gece eve hep geç gelirdin, yüreğim ağzımda beklerdim seni!
Her gün senden kötü bir haber alacağım diye ödüm kopardı.
Ana yüreği işte!
Gitme oğul! Gitme desem de giderdin.
Evde durduğun dakikalar, çöldeki bir bardak su gibi hemen buharlaşırdı. Doğru düzgün bizimle hiç oturamazdın, bir cumartesi, pazar olur da evde durur diye bekler dururdum. Sanki dünyanın bütün yükü üzerindeydi. Sen, rüzgar kokulu bir küheylan gibi hep dağlar aşar, sarp yollar geçerdin, o yollar benim yüreğimden geçerdi.
Benim yüreğim seni beklemekten yorgun düştü oğul!
Yorgun...
Bir de siyasete atıldıktan sonra yaşadıkların beni bitirdi oğul. Güneşe diklenen kobralar gibi üzerine geldiler, hala da geliyorlar. Her eve gelişinde 'oğlum senden ne istiyorlar' dediğimde; sen bana sarılıp, 'anneciğim olur böyle şeyler, üzülme' diyerek teselli ederdin."
Kaç defa seni dibi balçık dolu karanlık sularda boğmak istediler de sen; "bu şarkı burada bitmez" diyerek, bebek yüzlü nilüferler gibi çıktın suların aydınlık yüzüne.
Okuduğun bir şiir yüzünden sevdalısı olduğun İstanbul'dan Pınarhisar'a gönderilirken, saraya giden yolun zindandan geçtiğini bilen Yusuf'un teslimiyeti vardı yüzünde.
Samimiydin, yürekliydin, yürektendin. Diklenmedin ama hep dik durdun. Duruşun yetti Anadolu insanına.
Milyonlarca sevenin seni uğurlarken Ahmet Kaya bir şafak türküsü tutturmuştu ardından:
"Beni burada arama anne..."
Hapishanenin kapısına kadar gelen kalabalığa seslendin son kez;
"Beraber yürüdük biz bu yollarda/ Bana her şey sizi hatırlatıyor."
Sonra Pınarhisar zindanlarının demir kapıları bir gıcırtıyla kapandı üzerine.
Demir kapılar senin üzerine kapanırken, kor ateşlerin kapıları da anana açılmıştı. Zindan da yatan sen değil bendim oğul! Sen hiç değilse nerede yattığını biliyordun, ben dört ay boyunca nerede yattığımı bilmedim oğul!
Sen o karanlık hücrelerde iken ananın yüreği hep yandı durdu.
İşte, ananın yüreğini yordu bütün bunlar oğul!
Yordu... Buraya kadar dayandı yüreğim.
Zindandaki ilk sabah namazını Yasin suresini okuyarak kılmışsın, vaktin olur mu bilmem ama ben her Cuma akşamı Pınarhisar'da okuduğun o yasemin kokulu Yasinlerini bekliyorum oğul!
Bir de yine bayram geliyor. Hiç bayramın uğramadığı, mutluluğun başını uzatıp girmeye cesaret edemediği derme çatma yoksul barakalarda oturanlara yine uğra. Onlarla sofralarını, acılarını paylaş, dualarını al!
Benim dualarım onların yüreklerinde saklıdır.
Öldüğüme üzülmüyorum oğul da sana doyamadım ona yanıyorum.
Gelmedin değil geldin, geldin ama can veren de geldin.
Ağladın, gördüm seni. "Hakkınızı helal edin" sözleri Fatih Camii'nin avlusunda yankılandığında gözyaşlarını tutamadın. Bütün Türkiye bütün dünya gördü gözünden düşen o inci tanesi gözyaşlarını. Senin ağladığını görünce Anadolu devrimini gerçekleştiren analar da ağladı.
Anadolu koca bir göz olup ağladı. Bütün bir İslam dünyası ağladı.
Ağlarken sen başka değil kederli çocuğum Tayyib'imdin. Kucağıma alıp bağrıma bastığım bebeğim.
O gözyaşlarına hiç dayanamadım. Kalkıp silmek istedim ama kalkamadım oğul.
Kalkamadım.
Arkamdan camide okuduğun İnfitar Suresini de dinledim.
Senin sesindi...
Bir bahar esintisi gibi geldi buralara, yayıldı bütün bir Anadolu'ya. "Kaç anaya nasıb olmuştur böyle bir devlet" diye herkes imrendi.
Son zamanlarda gözlerinin altında oluşan morluklara hiç ama hiç dayanamadım oğul! Kendine iyi bak! Kış geliyor, üşütme. Sen üşürsen ben de burada üşürüm, sen üşürsen Anadolu üşür, insanlık üşür.
Seni önce Allah'a sonra da "Türkiye biziz"diyen Anadolu'nun yürek şırıltılarına emanet ediyorum oğul!
Hayatta iken hep balkonlardan, kapılardan baktırdığın ananı bu asude bahar ülkesinde kabir kapılarından baktırma emi!
Ne yapalım kader işte! Ülkesine sevdalı yiğitlerin yüreği de, derdi de büyük olurmuş.

http://yenisafak.com.tr/yazarlar/?i=29387&y=HarunTokakPazar

16 Ekim 2011 Pazar
Devamını Oku

Yukarı git