/>
Abdurrahman DİLİPAK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Abdurrahman DİLİPAK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Haziran 2011 Pazartesi

Seçim sonuçları

Seçim sonuçları


Ben ilk tahminimde ne demiştim: 50, 25, 12, 6, 3, 1.5. Şiir gibi bir sonuç.
Sonuç hemen hemen birebir aynı. Daha sonra Tarikat oyları tartışmasından etkilendim ve bu sonuçları revize ettim. Ama yine de +-’lerle durum aynen.
MHP barajı aşarsa, AK Parti 330’a ulaşamayabilir demiştim. Öyle oldu.
Bu arada, seçime 15 parti katıldığına göre, AKP, CHP, MHP, BDP(Bağımsızlar)’nin oyları dışındaki 12 partinin oyu nerede? Asıl işin püf noktası burada..
Önce şunu bir tespit edelim, kendinden önceki partinin oyununun yarısını alabilen bir parti lideri kendini muzaffer kabul ediyor.. Bu, CHP’nin kendi yerini nasıl içselleştirdiğini gösteriyor.. Burada ilginç bir ayrıntı daha var. CHP artık İzmir, Muğla, Tekirdağ, Edirne, Kırklereli ve Tunceli dışında hiçbir ilde 1. Parti değil.. Yani bütün kalelerini kaybetti.. Trakya ve Ege’de iki, Anadolu’da bir ile sıkışıp kaldı.. Zafer dedikleri bu.. İki sene sonra yerel seçimlerde CHP’yi daha kötü bir sonuç bekliyor bu durumda.
Milletvekili artışı da tamamen şansla ilgili. AK Parti hemen hemen aynı orandaki oy artışı ile 14 Milletvekili kaybederken, CHP 23 sandalyenin sahibi oldu.. Bağımsızların oyu hemen hemen aynı idi ama artı 15 sandalye kazandılar. MHP nin ise -1 oyu vardı, 15 milletvekili kaybetti.. Sandalye sayısı bakımından en kazançlı BDP, en kötü durumda olan MHP. MHP’nin oylarının %3’ü, ulusalcı dayanışma ve CHP’nin zayıf olup, MHP’nin güçlü olduğu bölgelerde Ergenekon ve asker desteğinde gelen CHP oyları ile, durup dururken MHP’ye kanalize edilen çok sınırlı tarikat oyu. MHP, kaset olayı ile %4 kaybetti ama ulusalcı dayanışma sonucu %3 geri aldı.. DSP’nin oyları nasıl CHP’ye gitti ise, DP’nin, diğer Demirelci sağ oyların adresi de MHP oldu. Bu da Demirel’in bir kıyağı MHP’ye!
CHP’de oy artışı yok.. 3,5 milyon yeni oy dediği, 6 sol parti ve sandığa taşınan ulusalcı oyların toplamına eşit.. Bu da ortalama bu gün %26 olan CHP oylarının % 6’sına tekabül ediyor. Hatta BDP’nin bağımsız aday göstermediği sol oyların bir kısmı da CHP’ye gitti. Ulusalcı Dayanışma Cephesi 1, BDP tabanından gelen oylar %1, DSP ve diğer sol oylar 4, toplam %6 eder. CHP bu seçimde eksi %1’de. DSP buharlaşmadı herhalde.. Bu oylar bir yerlere gitti.
AK Parti’de de benzer bir durum var. SP ve BBP’nin oyları nerede? Bunların toplamı (SP, HAS, BBP) bu gün %3 seviyesinde.. Öyle anlaşılıyor ki, Tarikatlerin DP ve SP yönlendirmeleri de bu konuda etkili olmamış.. Siyaset üzerinde tarikat vesayetinin sonu oldu bu seçim. Bu seçimlerin böyle bir sonucu da var. Tarikatler kendi müridleri üzerinde mutlak belirleyici değiller artık. Bu iradeyi test edenler kaybettiler.
Bu seçimlerde şöyle ilginç bir sonuç daha var. BDP sadece Diyarbakır, Batman, Mardin, Şırnak ve Hakkari’de %50’nin üzerinde. Bu sonucu bir referandum olarak kabul ederseniz, bölünme paranoyasına gerek yok. Hangi Kürt İstanbul’dan vazgeçer; ben niye Diyarbekir’den vazgeçecekmişim. Ben Yemen’den vazgeçmedim ki daha... Bizim birbirimize karşı kazanacak bir zaferimiz yok. Tek bir zaferimiz olacak, o da birlikte kazanacağımız zaferdir.. Hem zaten iş o kerteye vardığında bu irade de farklı tecelli edecektir.. Tekrar AK Parti’ye dönecek olursak AK Parti’de %5 ödünç oy var.. Bu oylar, Adalet, Barış, Özgürlük, Anayasa reformu için verildi.. Ergenekon tehdidine karşı verildi.
Bu seçimlerde Anayasa değişikliği de oylandı bir bakıma, Ergenekon da. CHP ve MHP’nin Meclise taşıdıkları dışında kimse bir varlık gösteremedi. Asker partisi Pamukoğlu da öyle. Çetin Doğan da, Tuncay Özkan da, Doğu Perinçek de kaybetti.
Bana kalırsa, Evren ve Şahinkaya’nın “yine yapardık” şeklindeki ifadeleri de bu sonuç üzerinde etkili oldu.. Ben MHP’nin namus, BDP üzerinde ezan tartışmasının daha etkili olacağını düşünüyordum. Meğer MHP tabanı namus konusunda, BDP tabanı da ezan konusunda o kadar da duyarlı değilmiş.. Yoksa BBP’nin yalnızlığını nasıl açıklayacağız..
AK Parti’deki %5 ödünç oyu alın, CHP deki %6 ödünç oyu da; MHP’deki %3’ü de düşün hesaptan. Bu partilerin gerçek oyları şu: AK Parti %45, CHP %20, MHP %9. Yani MHP Baraj altı; CHP, AK Parti’nin şimdiki durumundan daha kötü durumda, CHP, AK Parti’nin yarısı kadar bile değil..
Burada bir diğer ilginç nokta da şu: CHP’den kaçanlar, Kılıçdaroğlu’ndan, Ergenekon’dan, Balyoz’dan kaçanlar AK Parti’ye sığındı, “İrtica”dan, AK Parti’den kaçanlar, değişimden korkanlar, statülerini kaybetmekten korkanlar, Erdoğan’ın söyleminden korkanlar CHP’ye sığındı..
Elhamdülillah. Allah’ın iradesi böyle tecelli etti. Allah (cc) bu sonuç içinde de bizim için birtakım imtihan vesileleri ve hayırlar gizlemiştir. Onu arayacak ve bulacağız.. Büyük arayış, heyecan dozu yüksek bir dizi film gibi nefes nefese sürecek gibi. AK Parti 330’a ulaşamadı. Bir de Meclis Başkanı’nın tarafsızlığı var. Belki içinden çürükler de çıkabilir. Ama öbür taraftan insaf sahibi insanlar da vardır.. Belki de böylesi daha iyi oldu. Daha bu konuyu konuşmaya devam edeceğiz.
Selam ve dua ile.



http://www.yazaroku.com/fguncel/abdurrahman-dilipak/14-06-2011/secim-sonuclari/353948/.aspx



Abdurrahman Dilipak - Yeni Akit
Devamını Oku

26 Ağustos 2010 Perşembe

Endişeye gerek var!




Endişeye gerek var!

Kabe’yi yıkıp yeniden yapıyorlar. Hacerül Esved 40 parça, her biri başka yerde.
Ya hu Kabe çevresinden çakıl taşı bile alıp başka yere götüremezsin.. Hacerül Esved tek parça değil artık. Plastik bir gövdeye oturtulmuş taşlar var orada sadece..
Zemzem derseniz, doğal zemzem yok artık. Kuyu kapatıldı. Su çekilip, şehir dışında dinlendiriliyor, çökeltiliyor, soğutuluyor ve tekrar pompalanıyor.. Ne kadar lazımsa o kadar.
Bana Zemzemin laboratuvar kayıtlarını verebilir misiniz? Debisi ne mesela. Anyonları, katyonları.
Zemzem Silisli bir su. Ama tortu bırakmıyor, yosun oluşmuyor.. Onun için kaynatılamıyor.. Zemzemle çay-kahve yapamazsınız..
Aslında sanıldığı gibi tek bir kaynaktan “zemzem” diye bir su çıkmıyor. Zemzem kuyusunun bulunduğu yerden bir damar geliyor, bir damar Safa tepesinden, diğer bir damar Merve tepesinin bulunduğu yerden. Bu üç su Zemzem kuyusunun olduğu yerde birleşiyor ve Zemzem oluşuyor.. Yani zemzem tek kuyudan çıkan, tek kaynaktan gelen bir su değil.. Orada mucizevi bir şekilde, doğal bir mermer havuzun içinde oluşuyor ve bu kimyasal reaksiyon sırasında köpürüyor ve süte benzer bir beyazlık kazanıyor..
Hangi kaynağın debisi, oranı ne, hangi kaynağın analizi ne, bilmiyoruz..
Bunlar bilinmiyor değil ama açıklanmıyor..
Zemzem suyunun farklı zamanlarda yapılan tahlillerinde farklılık var. Bunun sebebi ne?
Mesela Zemzem, mevsimine göre, tad ve debisinde bir farklılaşma oluyor mu? Suyun ana kaynağı hakkında bir jeolojik araştırma yapılmış mıdır? Anyon ve katyonları, yani mineral yapısı nedir. Bunu bilirsek Zemzeme en yakın su hangisidir, onu bilebiliriz...
Bu 3 kaynaktan gelen su, belli bir oranda karışarak Zemzemi oluşturuyor demiştik. Bu altın oran ne?
Mehdi isyanında Zemzem kuyularından biri hasar görmüştü. Bu nasıl çözüldü?
Zemzem herkese yeter deniyor.. Suyun debisini bilsek, bunun sırrını çözeceğiz de, iddia o ki, şimdiki Zemzem işlenmiş bir Zemzem.. Yani işleniyor ve bu işleme sırasında da, ne kadar açık varsa, normal içme suyundan destekleniyor. Bu iddia doğru mu? Ekleniyorsa hangi oranda su ekleniyor?
Hani böyle ise bunu da bilelim. Saf olarak her Hacıya, Umreciye bir litre saf, 10 litre karışık su verelim..
Bir iddia da şu: Zemzemi, normal suya katar bekletirsen, o su da zemzem olur.. Yani zemzem maya gibi bir su. Diğer suları kendine dönüştürüyor..
Bütün bunlar isbata muhtaç. Kaynağının belli olması gerek.. En azından kutsala ilişkin şeylerin açık ve net olması gerek.. Bu konuda beynelmüslimin bir komisyon kurulması gerek. Bir Mekke-Medine Ajansı kurulabilir ve bu iki bölge ile ilgili bütün bilgi, belge, çalışmalar, buradan duyurulabilir. Bu ajansın da İslâm Konferansı gözetiminde beynel müslimin bir komite olması gerekir..
Mekke-i Mükerreme ve Medine-i Münevvere üzerinde kimsenin hakimiyeti yoktur, olamaz. Ancak “Hadim” olunabilir.. Bu mekânlar kimsenin babasının malı değildir, öyle alınıp-satılamaz.
Suudi yönetimi bu konuda bir anlayış göstermez, emrivaki siyasetini sürdürmeye kalkarsa, bugün Kudüs konusunda İsrail’e gösterilen tepkiler, yarın Suudi yönetimine gösterilebilir.. Suudi Arabistan İslâm dünyasında yalnızlaşabilir ve çok zor durumda kalabilir.. Onun için bu konuyu şimdiden kendi iradesi ve rızası ile bir hal yoluna koyması gerekir..
Bu iki kutsal şehrin Beynel Müslimin bir anlayışla, Mekke ve Medine, katılımcı, çoğulcu, şeffaf bir anlayışla yönetilmesi gerekir.. Bu işin istişare ve şûra ile yapılması şarttır.. Bu bölgeler, siyasi, ya da herhangi bir mezhebi grubun tekeline bırakılamaz.. Bu bir gün böyle olacak.
Suudiler bu işin barışçı bir şekilde sorunsuz olarak gerçekleşmesini istiyorlarsa, şimdiden bu yönde olumlu bir adım atmaları gerekir. Aksi halde bu geçiş sancılı ve sorunlu olacaktır.
1. ve 2. Dünya Savaşı sonrası oluşan, batılı ülkelerin müdahalesi ile şekillenen siyasi sonuçlar dinî olmadığı gibi, siyasi açıdan da ahlâkî ve hukuki bir değer taşımamaktadır. Belli bir konjonktürde oldu-bitti şeklinde ortaya çıkan durum bundan böyle aynı şekilde sürdürülemez.
Artık bu işi, batıda eğitim gören Suudiler de görüyor ve içeride bu konuda tartışmalar giderek artıyor..
Artık GSM ve internet var. Suudi yönetimi bugünkü statükoyu bu şekilde sürdüremez.. Yüklü silah alımları ile bu talepleri bastıramazlar.. Bugünkü durumu kendi çocuklarına bile anlatamazlar.. İnsanların vicdanını hakikat karşısında baskılayamazlar.
Suudi yönetimi açısından can sıkıcı şeyler yazdığımı biliyorum. Ama keşke onlar bu uyarıları not ederek yanlıştan vazgeçseler.
Yanlış yapıyorlar ve Müslümanlar gelişmelerden endişe duyuyor..
Benden söylemesi.
Selam ve dua ile..


Vakit Gazetesi, Abdurrahman DİLİPAK
http://www.habervaktim.com/yazar/27086/endiseye_gerek_var.html
Devamını Oku

Yukarı git