/>

26 Ekim 2011 Çarşamba

Microsoft'tan sahte e-mail uyarısı!

Microsoft, bu sahte ve tehlikeli e-postaya karşı uyardı! İşte o e-posta ve önemli güvenlik bilgileri

  • Microsoft'tan sahte e-mail uyarısı!
Bilgisayar korsanları, ele geçirdikleriMSN adreslerinin Windows Live Messenger listelerinde kayıtlı olan isimler ile irtibata geçerek listelerinde sizi engelleyenleri göstereceği iddia edilen adresler gönderiyorlar.

Microsoft ise konu hakkında kullanıcılara aşağıdaki maddeleredikkat etmelerini önerdi:

1. Önemli kişisel bilgilerinizi hiçbirzaman bir e-posta, anlık ileti veya açılır pencere üzerinden başkalarınavermeyin. Yasal ve kurumsallaşmış şirketlerin çoğu, parola, hesap veya kredi kartı numarası ya da diğer gizli bilgileri istemek için buyöntemleri kullanmayacaktır. Sızdırma dolandırıcılığı yapanların insanları yanıltmaları kolaydır. Örneğin, bir e-posta iletisinin "Kimden" satırındaki adresi taklit ederler. Çoğu şirket kişisel bilgileri e-posta yoluyla istemez.

2. Herhangi bir bilgi girmeden önce web sitesinin kişisel bilgilerinizi koruduğundan ve gerçek olduğundan emin olun. Sızdırma dolandırıcılığı yapanlar, görüntülenen adresi gerçekmiş gibi gösterebilirler. Sitenin gerçekliği hakkında en küçük bir şüpheniz varsa, güvenliğinize önemverin ve siteden ayrılın. Önemli verilerin internette aktarılırken korunmasına yardımcı olacak bir önlem olarak veri şifreleme işaretlerinin durumuna bakın.

3. Güçlü şifre - Windows Live Messenger ve Windows Live Hotmail adresinizde kullandığınız şifrenizi mutlaka belirli bir uzunlukta ve kolaytahmin edilemeyecek şekilde belirleyin. Şifrelerinizi kimseyle paylaşmayın. Başka e-posta hesaplarınız, üye olduğunuz forumlar, bloglar ve başka interaktif siteler için aynı şifreyi kesinlikle kullanmayın.

4. MSN ve Windows Live Hotmail Giriş Sayfası - Bilgisayar korsanları MSN ve Windows Live Hotmail giriş sayfalarını birebir taklit ederek aslında sahte olan sayfalar düzenliyorlar. Böylece siz e-postalarınızı okumak veya Windows Live Messenger'a bağlanmak için e-posta adresinizi ve şifrenizi yazdığınızda aslında arka planda bilgisayar korsanları bilgilerinizi ele geçirmiş oluyorlar. Windows Live Messenger anlık ileti penceresinden veya Windows Live Hotmail e-postanızdan tanıdığınız bir arkadaşınızdan bile gelmiş olsa -arkadaşınızın e-posta hesabının korsanlar tarafından ele geçirilip geçirilmediğini bilemezsiniz- gönderilen linkleri dikkate almayın ve asla bu linkleri tıklayarak hesabınıza giriş yapmayın.

Windows Live Hotmail hesaplarınızı kontrol etmek için daima www.hotmail.com veya www.msn.com.tr adreslerini kullanın. Windows Live Messenger servisini kullanmak için sadece orijinal Windows Live Messenger'ı kullanın.




Güvenlikle ilgili önemli uyarılar için devamı...


http://www.denli.web.tr/2011/10/guvenlikle-ilgili-onemli-uyarlar.html
Devamını Oku

18 Ekim 2011 Salı

Sınırı aştılar: 24 şehit

TERÖRE LANET EDİYORUZ

Asker, sivil, kadın, çocuk demeden katliam yapan PKK, önceki gece vahşi yüzünü Çukurca'da gösterdi. Ağır silahlarla sınırı geçen 250 terörist, 7 ayrı güvenlik noktasına saldırdı. Bir üsteğmen ve iki astsubayla birlikte 24 Mehmetçik şehit düştü. PKK'nın son yıllardaki en kanlı saldırısı, Türkiye'yi teröre karşı kenetledi. Terörü lanetliyoruz.
Alınan bilgiye göre terör örgütü PKK önceki gece Hakkâri-Çukurca'da 7 ayrı noktaya eşzamanlı saldırı düzenledi. Irak sınırından giren yaklaşık 250 teröristin gece saat 01.00'de gerçekleştirdiği baskınlarda 24 asker şehit oldu, 18 asker de yaralandı. Güvenlik güçlerinin bulunduğu binaları uzun namlulu silahlar ve roketatarlarla yoğun ateş altına alan teröristlere ilçe merkezinde polis ve asker anında karşılık verdi. Ancak Kekliktepe'de kayıplar ağır oldu. 19 asker burada şehit düştü. Çatışmalar sabaha kadar sürdü.
Alınan bilgilere göre teröristler, önce Çukurca ilçe jandarma komutanlığına saldırdı. Bu sırada elektriklerin kesilmesinden istifade eden PKK'lılar, hükümet konağı ve polis lojmanlarına yöneldi. Eşzamanlı olarak Çukurca'ya 3 kilometre uzaklıktaki Kekliktepe, Haksel Tepesi, Kinyas Tepe, Asayiş Tepe ve Kavuşak ileri gözetleme bölgeleri de hedef alındı. Yakındaki bazı köylerden de askeri birliklere ateş açıldı. Askerlerin son kurşunlarına kadar direndiği, Kekliktepe'de Üsteğmen Murat Bek'in mermi temin etmek için depoya gitmeye çalışırken vurulduğu öğrenildi. Teröristlerin, Bek'in odasına kadar girdiği, bu sebeple birliğin merkezden yardım isteyemediği belirtildi.

Alınan bilgiye göre yaklaşık 250 kişilik PKK'lı grup, gece 12.30 sularında Belat Vadisi'nden Çukurca'ya sızdı. 15-20 kişilik gruplara ayrılan teröristler önce ilçe jandarma komutanlığına saldırdı. Tam bu esnada ilçede elektrikler kesildi. Bu durumdan istifade eden PKK'lılar, yaklaşık 600 metre ilerideki hükümet konağı ve arkasında bulunan polis lojmanlarını hedef aldı. Roketatarların da kullanıldığı saldırıya Özel Harekât polisleri anında karşılık verdi. İlçe merkezinde saldırılarla eşzamanlı olarak Kekliktepe üs bölgesi hedef alındı. Çukurca'ya 3 kilometre uzaklıkta bulunan Kekliktepe'deki ileri gözetleme üs bölgesi de yaklaşık 50 kişilik terörist grubun saldırısına uğradı.
40 askerin görev yaptığı bölge, uzun namlulu silahların yanı sıra roketatarlarla vuruldu. 19 asker şehit olurken, çok sayıda asker yaralandı. PKK'lılar, Haksel Tepesi, Kinyastepe, Asayiştepe ve Kavuşak ileri gözetleme bölgelerini de ateş altına aldı. Kinyastepe ve Kavuşak ileri gözetleme noktalarına Irak sınırından havanlı saldırı yapıldı. Bu bölgelerdeki çatışmalarda da 5 asker şehit düştü. PKK'lıların, eylem sırasında yakındaki bazı köyleri de kullandığı, buralardan askeri birliklere ateş açıldığı belirtiliyor. 4 saat süren çatışma sırasında askerlerin son kurşunlarına kadar direndiği, Kekliktepe'de çarpışan Üsteğmen Murat Bek'in mermi temin etmek için depoya gitmeye çalışırken vurulduğu öğrenildi.
Teröristlerin, Bek'in odasına kadar girdiği, bu sebeple de birliğin yardım çağıramadığı belirtildi. Emniyet binalarına yönelik saldırıya ise Özel Harekat polisleri anında karşılık verdi. Olay yerinde 12 adet patlamamış roketatar mermisi bulundu. Öte yandan haber ajansı Reuters, saldırı sırasında 15 teröristin de öldürüldüğü bilgisini geçti. Saldırıya, İran'dan çekilen PJAK'a bağlı teröristlerin de katıldığı iddia ediliyor. Bir kısmının da Çukurca Kazanvadisi bölgesinde barındığı belirtiliyor. Hain saldırıda şehit olan askerlerin isimleri şöyle: J. Üst. Murat Bek (Yozgat), J. Kd. Bşç. İbrahim Geçer (Konya), P. Astsb. Bilal Özcan (İstanbul), P. Uzm. Çvş. Halil Özdoğru (Sinop), P. Uzm. Çvş. Mustafa Aslan (Çorum), P. Uzm. Onb. Reşit Eracan (Elazığ), P. Çvş. Koray Özel (Adana), P. Çvş. Yunus Yılmaz (Ankara), P. Çvş. Birol Elmas (Sakarya), P. Onb. Mesut Cengiz (Hatay), P. Onb. Mesut Kazanç (Erzurum), P. Onb. Yavuz Çoban (Aksaray), P. Onb. Fikret Özer (Samsun), P. Onb. Hüseyin Güldal (Kocaeli), P. Onb. Soner Ateşsaçan (Artvin), Eyüp Çolakoğlu (İstanbul), İdris Çam (Kahramanmaraş), Fevzi Kazak (Gaziantep), Mehmet Çetin (Aydın), Süleyman Kalkan (Isparta), Ahmet Tunçer (Bitlis), Mehmet Ağgedik (Elazığ), Ramazan Akın (Ağrı), Ufuk Bozkurt (Kırklareli).
ÖZEL TİM, K.IRAK'TA TERÖRİSTLERİN PEŞİNDE
Çukurca'daki askeri birliğe saldıran PKK'lıların Kuzey Irak'a kaçtıkları yönündeki istihbarat üzerine askeri birlikler sınırı geçti. Sıcak takip yapan Jandarma komando birliklerinin ilerlemesi sürüyor. Diyarbakır'dan kalkan savaş uçakları da Kuzey Irak'taki PKK kamplarını bombalamaya başladı. Türkiye'ye en yakın kamp olan Zap başta olmak üzere Kandil, Hakurk ve Hinere F-16'lar tarafından ateş altına alındı. Diyarbakır 2. Taktik 8. Jet Ana Üs Komutanlığı'ndan havalanan F-16'lar, kampları tek tek imha etti.
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel ile kuvvet komutanları da saldırı haberinin ardından sabah saatlerinde askeri bir uçakla Van'a geldi. Komutanlar buradan helikopterle Hakkâri'ye geçti. Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz ile İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin de Başbakanlık'ta düzenlenen terör zirvesinin ardından bölgede incelemeler yapmak üzere yola çıktı.

Devamını Oku

17 Ekim 2011 Pazartesi

Oğul! Allah Seni Milletine Bağışlasın

Oğul! Allah Seni Milletine Bağışlasın
Bir sonbahar gününün yorgun ışıkları, asude bir ölüm ülkesi Karaca Ahmet'in ıslak servileri, beyaz mermerleri, ölüm kokusu sinmiş toprakları üzerine dökülüyordu.
Mor, kırmızı, beyaz çiçeklerle bezeli taze bir toprak yığının başında bir adam duruyordu.
Başını öne eğmiş, kolları iki yana düşmüş, dört ayağı birden kesilmiş Bir küheylan gibiydi.
Sırtında mor çizgili bir gömlek vardı.
Altında morluklar oluşmuş acı pınarı gözlerinden hüzün yağmurları damlıyordu. Bayram Paşaların, Metrislerin, Pınarhisarların durduramadığı bu adam, bir servinin dibinde durmuş; berzahın bahar bahçesinden, sonsuzluğun mavi ufuklarına doğru yol alan anasını seyrediyordu.
Etrafında hiç kimsecikler yoktu.
Tipiye tutulmuş bir kuğu yalnızlığı ve çaresizliği vardı yiğit yüzünde.
Ülkesinin en kudretli insanıydı ama çaresizdi.
Bir daha başını o ananın şefkatli dizine koyamayacak, elini öpemeyecek, sarılamayacak, "ana ben geldim "diyemeyecekti.
Ne zaman yönelse odasını hep bomboş bulacak, anasının hayali, bir anıt gibi karşısında duracaktı.
Kaderi akrebin kıskacında yoğrulmuş, yüreği yorgun anayı hiç unutamayacaktı.
Yokluğu yüreğine vuracaktı.
"Anacığım! Hayatında hiç bu kadar başında duramadım, geçmişin telafisi için işte başucundayım" der gibiydi.
Her an göreve hazır bekleyen gri bulutlar ana -oğulu seyrediyordu.
Evlâdıyla abideleşmiş, destanlara sığmayan bir ana küçük bir kabre sığmış, nurlara bürünmüş yatıyordu.
Devlerin karşısında dize getiren adam, anasının başucunda dize gelmişti.
Ana-evlât iki vücud bir ruh olmuştu.
Çığlıklar dokunuyordu yüreğine, sessiz çığlıklar. Taşlardan, topraklardan, servilerden, kabirlerden yükselen ıslak çığlıklar...
Neler söylüyor, neler diyorlardı?
Dünyanın faniliğini, hayatın geçiciliğini, yeryüzünde en sahici yerlerin, serin serviler diyarı bu mekânların olduğunu haykırıyorlardı.
Taze toprak yığının başında duran yorgun adam, bu sırlar ülkesinin seslerini duymayan insanların hayatında hep bir şeylerin eksik olacağını düşünüyordu.
Sefiller'deki Jan Valjean gibi amansız takiplerin, tuzakların, komploların, pusuların, ayıramadığı ana-oğulu bir avuç toprak ayırmıştı.
Kor ateşlere gülümseyen adam, alevlerin yer değiştirip durduğu yüreğine yağan hüzün yağmurlarının altında sırılsıklamdı.
Dalga dalga kederler üzerine geldiğinde sığındığı şefkat kalesi yıkılmış ve yıkılan o kalenin altında kalmıştı.
Çoban Yıldızını kaybetmişti.
Dua pınarı kurumuştu.
Başından ayrılası gelmiyordu.
Kapıların önünde, soğuk duvarların arkasında, balkonların başında bir ömür boyu hep yolunu gözleyen, anasını belli ki çok seviyor, dumansız yanıyordu.
Sessiz çığlıkların arasından birden bildik bir ses hissetti yüreğinde. Bu onun sesiydi. Tayyibe Ana'nın sesi...
"Oğul, canım oğul, anasının, atasının alnını ak eden oğul! Sessiz yığınların sesi, dardakilerin nefesi oğul!
Derin Anadolu'nun çığlığı, hep davasını öne alan oğul!
Sesini, yiğit yüzünü herkesin sevdiği, hep yiğit, hep Anadolu kalan oğul!
Burada bekleme!
Seni bekleyenler var, senin daha yürüyeceğin çoook yollar var.
Ben gidiyorum ama geride senin gibi bir evlat bıraktığım için gönlüm inşirahla dolu.
Hatırlıyor musun oğul!
Anarşinin azdığı, kardeşin kardeşe kastettiği, beş bin vatan evladının yok yere öldüğü günlerdi. Evimizin iki tarafı balkondu. Bir balkona çıkarım, silah sesleri. Diğer balkona çıkarım yine kulakları sağır eden silah sesleri. Sen her gece eve hep geç gelirdin, yüreğim ağzımda beklerdim seni!
Her gün senden kötü bir haber alacağım diye ödüm kopardı.
Ana yüreği işte!
Gitme oğul! Gitme desem de giderdin.
Evde durduğun dakikalar, çöldeki bir bardak su gibi hemen buharlaşırdı. Doğru düzgün bizimle hiç oturamazdın, bir cumartesi, pazar olur da evde durur diye bekler dururdum. Sanki dünyanın bütün yükü üzerindeydi. Sen, rüzgar kokulu bir küheylan gibi hep dağlar aşar, sarp yollar geçerdin, o yollar benim yüreğimden geçerdi.
Benim yüreğim seni beklemekten yorgun düştü oğul!
Yorgun...
Bir de siyasete atıldıktan sonra yaşadıkların beni bitirdi oğul. Güneşe diklenen kobralar gibi üzerine geldiler, hala da geliyorlar. Her eve gelişinde 'oğlum senden ne istiyorlar' dediğimde; sen bana sarılıp, 'anneciğim olur böyle şeyler, üzülme' diyerek teselli ederdin."
Kaç defa seni dibi balçık dolu karanlık sularda boğmak istediler de sen; "bu şarkı burada bitmez" diyerek, bebek yüzlü nilüferler gibi çıktın suların aydınlık yüzüne.
Okuduğun bir şiir yüzünden sevdalısı olduğun İstanbul'dan Pınarhisar'a gönderilirken, saraya giden yolun zindandan geçtiğini bilen Yusuf'un teslimiyeti vardı yüzünde.
Samimiydin, yürekliydin, yürektendin. Diklenmedin ama hep dik durdun. Duruşun yetti Anadolu insanına.
Milyonlarca sevenin seni uğurlarken Ahmet Kaya bir şafak türküsü tutturmuştu ardından:
"Beni burada arama anne..."
Hapishanenin kapısına kadar gelen kalabalığa seslendin son kez;
"Beraber yürüdük biz bu yollarda/ Bana her şey sizi hatırlatıyor."
Sonra Pınarhisar zindanlarının demir kapıları bir gıcırtıyla kapandı üzerine.
Demir kapılar senin üzerine kapanırken, kor ateşlerin kapıları da anana açılmıştı. Zindan da yatan sen değil bendim oğul! Sen hiç değilse nerede yattığını biliyordun, ben dört ay boyunca nerede yattığımı bilmedim oğul!
Sen o karanlık hücrelerde iken ananın yüreği hep yandı durdu.
İşte, ananın yüreğini yordu bütün bunlar oğul!
Yordu... Buraya kadar dayandı yüreğim.
Zindandaki ilk sabah namazını Yasin suresini okuyarak kılmışsın, vaktin olur mu bilmem ama ben her Cuma akşamı Pınarhisar'da okuduğun o yasemin kokulu Yasinlerini bekliyorum oğul!
Bir de yine bayram geliyor. Hiç bayramın uğramadığı, mutluluğun başını uzatıp girmeye cesaret edemediği derme çatma yoksul barakalarda oturanlara yine uğra. Onlarla sofralarını, acılarını paylaş, dualarını al!
Benim dualarım onların yüreklerinde saklıdır.
Öldüğüme üzülmüyorum oğul da sana doyamadım ona yanıyorum.
Gelmedin değil geldin, geldin ama can veren de geldin.
Ağladın, gördüm seni. "Hakkınızı helal edin" sözleri Fatih Camii'nin avlusunda yankılandığında gözyaşlarını tutamadın. Bütün Türkiye bütün dünya gördü gözünden düşen o inci tanesi gözyaşlarını. Senin ağladığını görünce Anadolu devrimini gerçekleştiren analar da ağladı.
Anadolu koca bir göz olup ağladı. Bütün bir İslam dünyası ağladı.
Ağlarken sen başka değil kederli çocuğum Tayyib'imdin. Kucağıma alıp bağrıma bastığım bebeğim.
O gözyaşlarına hiç dayanamadım. Kalkıp silmek istedim ama kalkamadım oğul.
Kalkamadım.
Arkamdan camide okuduğun İnfitar Suresini de dinledim.
Senin sesindi...
Bir bahar esintisi gibi geldi buralara, yayıldı bütün bir Anadolu'ya. "Kaç anaya nasıb olmuştur böyle bir devlet" diye herkes imrendi.
Son zamanlarda gözlerinin altında oluşan morluklara hiç ama hiç dayanamadım oğul! Kendine iyi bak! Kış geliyor, üşütme. Sen üşürsen ben de burada üşürüm, sen üşürsen Anadolu üşür, insanlık üşür.
Seni önce Allah'a sonra da "Türkiye biziz"diyen Anadolu'nun yürek şırıltılarına emanet ediyorum oğul!
Hayatta iken hep balkonlardan, kapılardan baktırdığın ananı bu asude bahar ülkesinde kabir kapılarından baktırma emi!
Ne yapalım kader işte! Ülkesine sevdalı yiğitlerin yüreği de, derdi de büyük olurmuş.

http://yenisafak.com.tr/yazarlar/?i=29387&y=HarunTokakPazar

16 Ekim 2011 Pazar
Devamını Oku

28 Temmuz 2011 Perşembe

Laptop pilinizin ömrünü uzatın!

Laptop pilinizin ömrünü uzatın!

Laptop pilinizin ömrünün tükenmemesi sizin elinizde
Servet harcayıp aldığınız laptop'un pilinin 6 ayda ölmesini istemiyorsanız işte yapmanız gerekenler.

Elektrik şebekesinden uzak olduğunuz zamanlarda laptop'unuzun pilinin kısa sürede bitmesi, sizi sıkıntıya sokabilir. Bundan daha sıkıcı olan bir durum ise laptop'unuzun pil ömrünün tükenmesidir. Pil ömrü, sadece pilin kalitesi ve türüne göre değil, ona nasıl davrandığınıza göre de değişmektedir. Bu yazımızda laptop'ların çoğuyla beraber gelen Lityum-iyon pillerin ömrünü belirleyen önemli faktörleri, ve pilin ömrünü nasıl uzatabileceğinizi ele alacağız.

Li-ion pilleri hazırlama: Li-ion pillerin böyle bir sürece ihtiyacı olmadığı sıkça söylenmekte. Ancak ilk kez kullanmadan önce Li-ion pilinizi tam olarak şarj etmelisiniz.

Li-ion pil döngüsü: Li-ion piller, 300 ile 500 tam şarj veya 2000 kısmi şarj ömrüne sahipler. Uzun depolama sürelerinin ardından iki veya üç kez doldurup boşaltma işleminin kapasitede artış sağladığı yönünde raporlar mevcut. Genel olarak, Li-ion pilinizi tam olarak boşaltmamalısınız.

Pillerin bakımı: Li-ion pillere hasar veren iki şey var: Pili sonuna kadar harcamak ve ısı. Sonraki sayfamızdaki tüm maddeler, bu iki faktöre dayanıyor. 

Lityum iyon pillerde dikkat etmeniz gerekenler


Li-ion pillerde uymanız gerekenler

- kısmen deşarj ve şarj
- düşük voltajda şarj
- AC gücü bağlıyken pili çıkarmak
- pili dolapta saklarken yüzde 40-50 dolu bırakmak

Li-ion pillerde yapmamanız gerekenler

- pili tamamen boşaltmak
- aşırı hızlı şarj
- AC güçten çalışırken pili laptop'un içerisinde bırakmak (ısıdan hasar görebilir)
- pili dondurmak
- eski li-ion piller almak 


Devamını Oku

14 Temmuz 2011 Perşembe

Diyanet'ten Berat Kandili mesaj

Diyanet'ten Berat Kandili mesajı
AA   -   14.07.2011 - 15:04
Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, Berat Kandili gibi gecelerin ''hem Müslümanların karşılaştıkları ağır ve çekilmez acılardan kurtulma yolları hakkında düşünme hem de zaman zaman yersiz ve temelsiz hedefler adına Müslümanların birbirlerine reva gördükleri sıkıntıları sorgulama imkanı vermesi'' gerektiğini belirterek, ''Bugün artık insanlığın topyekün yaşadığı manevi kayıplar üzerine düşünmek de her Müslümanın asli görevleri arasında yer almalıdır'' değerlendirmesinde bulundu.
Görmez, Berat Kandili dolayısıyla yayımladığı mesajında, bu gecesinin diğer mübarek geceler gibi gündelik hayatın akışı içinde insana varlığını yeniden gözden geçirme, muhasebe ve tefekkür etme imkanları kazandıran fırsat olarak değerlendirilmesi gerektiğini bildirdi.
''Biz bu geceler sayesinde zaman zaman ihmal ettiğimiz kulluğumuzun farkına varıyor, kendimize çeki düzen veriyor, Cenab-ı Hak'la olan ilişkilerimizi yeniden tazmin etme fırsatı buluyoruz'' değerlendirmesinde bulunan Başkan Görmez, bu gecelerin birer rahmet kapısına dönüştüğünü vurguladı.
Görmez, Berat gecesinin de diğer geceler gibi tefekkür, tezekkür ve yenilenme gecesi olduğunu ifade ederek, Berat Kandili'nin hem düşünce, tefekkür ve anlamlar dünyasına hem de gönül dünyasına üç şey kazandırdığını kaydetti.
Berat Kandili'nin her türlü şer, kötülük, haksızlık ve adaletsizlikten uzak kalmayı öğrettiğini anlatan Görmez, Müslümanların bu gecede kendilerini adeta yeniden tasnif edip planlayarak, Kuran ve sünnet ölçüleri içinde bir kez daha gözden geçirerek, gerçek mümin olma yolunda mesafe katetme imkanına sahip olunduğunu belirtti.
Görmez, Berat Kandili'nin Rabbin affediciliğine ve bağışlayıcılığına sığınmayı, kendimize, ailemize, din kardeşlerimize ve tüm kainata karşı affedici, onarıcı ve bağışlayıcı olmayı öğrettiğini de vurguladı.
''Berat aynı zamanda kırılan kalpleri onarma, dargınlık duvarlarını yıkma, kin, nefret ve intikam duygularını aşma günüdür. Yaradanın affına erebilmek için yaradılanı affetme günüdür'' ifadesini kullanan Görmez, bu günün ayrıca arzuların, tutkuların, bencilliğin esaretinden nasıl kurtulacağını da öğrettiğini bildirdi. Görmez, şunları kaydetti:
''Bizi günahla buluşturan her türlü bağdan kurtulmak, bir şekilde ruhumuza sızmayı başarmış şer ve mefsedetten azat olmak, şeytanın her türlü oyun ve desiselerine karşı dirayet kazanma konusunda bize kalıcı, geliştirici bir bilinç kazandırır. Nefis ve şeytana ve onların hilelerine karşı her zaman yüksek bir teyakkuzda olmayı hatırlatır.
Bu gece vesilesiyle bir kez daha hatırlatmak isteriz ki, insanlık için gönderilmiş hayırlı bir ümmetin bireyleri olarak her birimize yüksek sorumluluklar düşmektedir. Etrafımızda olup bitenlere karşı duyarsızlığımızı sürdürerek, bizi sürekli kuşatan tuğyana karşı mütemadiyen kayıtsız kalarak salih bir mümin olma iddiasını korumamız mümkün değildir. Bu gecelerde adaletsizliklere, ikiyüzlülüklere, insanı baştan çıkaran ve onu Rabbinden uzaklaştıran iğvalara karşı gerekli duyarlılıklarla donanarak dua ve niyazlarımızı bir özgürlük beratıyla taçlandırmak durumundayız. Bu geceler bize hem Müslümanların karşılaştıkları ağır ve çekilmez acılardan kurtulma yolları hakkında düşünme hem de zaman zaman yersiz ve temelsiz hedefler adına Müslümanların birbirlerine reva gördükleri sıkıntıları sorgulama imkanı vermelidir. Bugün artık insanlığın topyekün yaşadığı manevi kayıplar üzerine düşünmek de her Müslümanın asli görevleri arasında yer almalıdır.''
Allah'a içtenlikle yönelinen bu gecede ondan af ve mağfiretin öğrenilmesi gerektiğini vurgulayan Görmez, tüm İslam aleminin Berat Kandilini kutladı.
Devamını Oku

13 askeri şehit eden PKK terör örgütüne lanet yağıyor

13 askeri şehit eden PKK terör örgütüne lanet yağıyor
Diyarbakır'da 13 ASkeri şehit edip, 7 askeri yaralayan terör örgütü PKK'ya lanet yağıyor. Acı haberin duyulmasının ardından haber merkezlerine faks gönderen iş dünyası, siyasetçiler birlik ve beraberlik mesajları verdi.
14.07.2011 - 20:00
BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, Diyarbakır ili Silvan ilçesi kırsalındaki terör saldırısı sonucu 13 güvenlik görevlisinin şehit olması üzerine sert bir açıklama yaptı. İlk defa güpegündüz böyle büyük bir saldırı olduğunu aktaran Destici, "Hükümet açılım politikalarına ayıracağı zaman ve enerjinin yarısını terörle mücadele konusuna ayırıp, kararlılığını göstermiş olsaydı belki bir mesafe alınabilirdi. Bölgede güvenlik sağlanmadan yapılacak bir açılım havanda su dövmek olacaktır. Yüreğimizi yakanların inlerini yakmadan, Kandil'i söndürüp, İmralı'yı susturmadan atılacak adımlar sadece ve sadece terörün işine yarar ve terörü cesaretlendiren bir söylem mesabesinde kalır. Şöyle ki son zamanlarda terör örgütünün açıklamalarındaki ukalalalık ve pervasızlık herkesin malumudur. Kaçırdıkları askerlere 'savaş esiri' demekten bile çekinmeyen bir pervasızlık karşısında artık yapılacak ne bir müzakere ne de bir açılım söz konusu olabilir. Meseleyi savaş zaviyesinden değerlendirenlerle müzakere olmaz. Bunlara anlayış göstermek en hafif değerlendirmeyle gaflettir." dedi.
Bölücü terör unsurlarının siyasi uzantıları da pervasız duruşlarını devam ettirdiğine dikkat çeken Destici, "Yemin etmeme ısrarlarını sürdürüyorlar. Kararlı bir devlete bu noktadan sonra yakışan iş PKK'ya terör örgütü bile diyemeyen bu güruhun milletvekilliklerini düşürmektir. TBMM gereğini yapmalıdır. Milletin TBMM'den beklediği budur. Hak bilmez, hukuk tanımaz, dağdaki zihniyeti Meclis'e taşıyan, aynı onlar gibi davranış içinde olan bu güruha demokrasi denilerek anlayışla yaklaşmak bu milletin huzur ve güvenliğine karşı yapılmış bir dalalettir. TBMM'nin yapacağı ikinci iş ise hemen idam cezasını TCK'ya tekrar koymaktır. Artık bıçak kemiğe dayanmıştır. Terörle mücadelenin yolu yöntemi bellidir." değerlendirmesinde bulundu.
DSP Genel Başkanı Masum Türker ise açıklamasında, "Diyarbakır'dan gelen şehit haberi, hepimizi derinden yaralamıştır. Şehitlerimizin ailelerine, yakınlarına, Türk Silahlı Kuvvetleri'ne ve milletimize başsağlığı, şehitlerimize rahmet, yaralı askerlerimize acil şifalar diliyoruz" dedi. Son günlerde siyasette yaşanan gerginliğin terörü azdırdığını savunan Türker, "Siyasi gerginlikler nedeniyle yaşanan yönetim zaafiyeti, ülkemizi bu noktaya taşımıştır. Terör ile herhangi bir sonucun alınmayacağını terör örgütü de bunlara destek olanlar da teröre göz yumanlar da bilmelidir. Hain terörü tekrar şiddetle kınıyor ve ülkeyi yönetenleri sorumluluklarını yerine getirmeye çağırıyorum." dedi.
HAS PARTİDEN GENELKURMAY'A TELGRAF
HAS Parti Genel Başkanı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, Diyarbakır Silvan'da teröristlerle girdiği çatışmada şehit olan ve yaralanan askerlerimiz için taziye ve başsağlığı mesajı yayınladı. Kurtulmuş, Genelkurmay Başkanı Işık Koşanar'e de telgraf gönderdi. Kurtulmuş, mesajında, "Diyarbakır'ın Silvan ilçesinde teröristlerle girilen çatışmada 13 askerimizin şehit olduğunu, 7'sinin de yaralandığını büyük bir üzüntü ile öğrendim. Çatışmada şehit olan askerlerimize Allah'tan rahmet, ailelerine başsağlığı ve yaralı askerlerimize de acil şifalar diliyorum" dedi.
TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu, Diyarbakır'da 13 askerimizin şehit edilmesi, 7 askerin de yaralanmasına neden olan hain saldırı dolayısıyla yayımladığı mesajda, terörün bir insanlık suçu olduğunu ve bu suçu işleyenlerin bu ülkenin birlik ve beraberliğini bozamayacağını ama tarihe aşağılık eylemlerin failleri olarak geçeceklerini bildirdi. TOBB Başkanı, "Türk İş dünyası adına bu menfur olayı bir kez daha lanetliyor, şehitlerimize Allahtan rahmet, yakınlarına ve aziz milletimize başsağlığı, gazilerimize de acil şifalar diliyorum." dedi.
BÖLÜCÜ SÖYLEMLERDEN KAÇININ
KOBİDER Başkanı Nurettin Özgenç, ise bu saldırının seçimden sonra Türkiye'yi istikrarsızlaştırmaya, karanlık günlere döndürmeye çalışan millet ve demokrasi düşmanlarınca gerçekleştirildiğini ifade etti. Özgenç, "Türkiye olarak ülkeyi karanlığa sürüklemeye çalışan derin güçlerin kirli eylemlerinin karşısında durmaya devam edeceğiz. Bu vesile ile bir çok dünya ülkelerinin gıpta ile baktığı demokratik seçimden sonra meclisi anlamsız boykot etmek ve yemin krizleriyle toplumu gerecek, kutuplaştıracak, demokratik özerklik gibi bölücü söylem ve davranışlardan kaçınmaya davet ediyoruz."
(CİHAN)
Devamını Oku

Diyarbakır'da hain saldırı: 13 şehit, 7 asker yaralı

Diyarbakır'da hain saldırı: 13 şehit, 7 asker yaralı
14.07.2011 - 22:32
Diyarbakır'ın Silvan ilçesi kırsal kesiminde teröristlerle güvenlik güçleri arasında çıkan çatışmada 13 asker şehit oldu, 7 asker yaralandı.

Diyarbakır Valisi Mustafa Toprak, Bayrambaşı beldesi Dolapdere Köyü kırsal kesiminde arazi arama tarama faaliyeti yürüten güvenlik güçleriyle bir grup terörist arasında sıcak temas sağlandığını ve çatışma çıktığını söyledi.
Çatışmada 13 askerin şehit olduğu yönünde bilgi aldıklarını belirten Toprak, ''Üzüntülüyüz. Bölgede operasyonlar sürdüğü için bilgi akışı da devam ediyor. 13 şehidimiz, 7 yaralımız var. 10 şehit ve 7 yaralı asker Diyarbakır Asker Hastanesi'ne getiriliyor'' dedi.
SİLVAN'DA ÇATIŞMALAR SÜRÜYOR
Diyarbakır'ın Silvan ilçesine bağlı Bayrambaşı beldesi kırsalında 13 askeri şehit eden PKK'lı grubun çembere alındığı belirtiliyor. 20-30 kişilik terörist grubun imhasına yönelik operasyona özel harekat timleri de katılıyor.
Bir süre önce Lice ilçesi Ziyaret köyü yakınlarında kaçırılan 2 asker ve 1 sağlık görevlisini kurtarmak için jandarma güçleri dün gece arazi arama tarama faaliyetine çıktı. Bayrambaşı kırsalında güvenlik güçleriyle teröristler arasında sıcak temas sağlandı. Pusu kuran teröristlerin yoğun ateşi altında kalan jandarma birliği 13 şehit verdi. 7 asker de çatışma sırasında yaralandı.
Sivan-Kulp-Hazro üçgani ile Bingöl'ün Genç ilçesine uzanan ormanlık alanda yaşanan olayın ardından bölge ablukaya alındı. Özel harekat timleri skorski helikopterler tarafından havadan bölgeye indirildi. Çembere alınan bölgede 20-30 kişilik bir PKK'lı grubun bulunduğu kaydediliyor.
BAŞBAKANLIK'TA ACİL ZİRVE
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin,GenelkurmayBaşkanı Orgeneral Işık Koşaner ve MİT Müsteşarı Hakan Fidan ile bir araya geldi.
Diyarbakır'da 13 askerin şehit edilmesinin ardından, Başbakan Erdoğan, İstanbul programını iptal ederek Başbakanlık Merkez Bina'da Atalay, Şahin, Koşaner ve Fidan ile bir araya gelerek durum değerlendirmesi yaptı.
Başbakanlıktaki güvenlik toplantısına katılmak üzere Jandarma Genel Komutanı Necdet Özel de Başbakanlık Merkez Bina'ya geldi.
Zirve saat 18.45 civarında sona erdi.
Devamını Oku

Yukarı git