/>

28 Temmuz 2011 Perşembe

Laptop pilinizin ömrünü uzatın!

Laptop pilinizin ömrünü uzatın!

Laptop pilinizin ömrünün tükenmemesi sizin elinizde
Servet harcayıp aldığınız laptop'un pilinin 6 ayda ölmesini istemiyorsanız işte yapmanız gerekenler.

Elektrik şebekesinden uzak olduğunuz zamanlarda laptop'unuzun pilinin kısa sürede bitmesi, sizi sıkıntıya sokabilir. Bundan daha sıkıcı olan bir durum ise laptop'unuzun pil ömrünün tükenmesidir. Pil ömrü, sadece pilin kalitesi ve türüne göre değil, ona nasıl davrandığınıza göre de değişmektedir. Bu yazımızda laptop'ların çoğuyla beraber gelen Lityum-iyon pillerin ömrünü belirleyen önemli faktörleri, ve pilin ömrünü nasıl uzatabileceğinizi ele alacağız.

Li-ion pilleri hazırlama: Li-ion pillerin böyle bir sürece ihtiyacı olmadığı sıkça söylenmekte. Ancak ilk kez kullanmadan önce Li-ion pilinizi tam olarak şarj etmelisiniz.

Li-ion pil döngüsü: Li-ion piller, 300 ile 500 tam şarj veya 2000 kısmi şarj ömrüne sahipler. Uzun depolama sürelerinin ardından iki veya üç kez doldurup boşaltma işleminin kapasitede artış sağladığı yönünde raporlar mevcut. Genel olarak, Li-ion pilinizi tam olarak boşaltmamalısınız.

Pillerin bakımı: Li-ion pillere hasar veren iki şey var: Pili sonuna kadar harcamak ve ısı. Sonraki sayfamızdaki tüm maddeler, bu iki faktöre dayanıyor. 

Lityum iyon pillerde dikkat etmeniz gerekenler


Li-ion pillerde uymanız gerekenler

- kısmen deşarj ve şarj
- düşük voltajda şarj
- AC gücü bağlıyken pili çıkarmak
- pili dolapta saklarken yüzde 40-50 dolu bırakmak

Li-ion pillerde yapmamanız gerekenler

- pili tamamen boşaltmak
- aşırı hızlı şarj
- AC güçten çalışırken pili laptop'un içerisinde bırakmak (ısıdan hasar görebilir)
- pili dondurmak
- eski li-ion piller almak 


Devamını Oku

14 Temmuz 2011 Perşembe

Diyanet'ten Berat Kandili mesaj

Diyanet'ten Berat Kandili mesajı
AA   -   14.07.2011 - 15:04
Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, Berat Kandili gibi gecelerin ''hem Müslümanların karşılaştıkları ağır ve çekilmez acılardan kurtulma yolları hakkında düşünme hem de zaman zaman yersiz ve temelsiz hedefler adına Müslümanların birbirlerine reva gördükleri sıkıntıları sorgulama imkanı vermesi'' gerektiğini belirterek, ''Bugün artık insanlığın topyekün yaşadığı manevi kayıplar üzerine düşünmek de her Müslümanın asli görevleri arasında yer almalıdır'' değerlendirmesinde bulundu.
Görmez, Berat Kandili dolayısıyla yayımladığı mesajında, bu gecesinin diğer mübarek geceler gibi gündelik hayatın akışı içinde insana varlığını yeniden gözden geçirme, muhasebe ve tefekkür etme imkanları kazandıran fırsat olarak değerlendirilmesi gerektiğini bildirdi.
''Biz bu geceler sayesinde zaman zaman ihmal ettiğimiz kulluğumuzun farkına varıyor, kendimize çeki düzen veriyor, Cenab-ı Hak'la olan ilişkilerimizi yeniden tazmin etme fırsatı buluyoruz'' değerlendirmesinde bulunan Başkan Görmez, bu gecelerin birer rahmet kapısına dönüştüğünü vurguladı.
Görmez, Berat gecesinin de diğer geceler gibi tefekkür, tezekkür ve yenilenme gecesi olduğunu ifade ederek, Berat Kandili'nin hem düşünce, tefekkür ve anlamlar dünyasına hem de gönül dünyasına üç şey kazandırdığını kaydetti.
Berat Kandili'nin her türlü şer, kötülük, haksızlık ve adaletsizlikten uzak kalmayı öğrettiğini anlatan Görmez, Müslümanların bu gecede kendilerini adeta yeniden tasnif edip planlayarak, Kuran ve sünnet ölçüleri içinde bir kez daha gözden geçirerek, gerçek mümin olma yolunda mesafe katetme imkanına sahip olunduğunu belirtti.
Görmez, Berat Kandili'nin Rabbin affediciliğine ve bağışlayıcılığına sığınmayı, kendimize, ailemize, din kardeşlerimize ve tüm kainata karşı affedici, onarıcı ve bağışlayıcı olmayı öğrettiğini de vurguladı.
''Berat aynı zamanda kırılan kalpleri onarma, dargınlık duvarlarını yıkma, kin, nefret ve intikam duygularını aşma günüdür. Yaradanın affına erebilmek için yaradılanı affetme günüdür'' ifadesini kullanan Görmez, bu günün ayrıca arzuların, tutkuların, bencilliğin esaretinden nasıl kurtulacağını da öğrettiğini bildirdi. Görmez, şunları kaydetti:
''Bizi günahla buluşturan her türlü bağdan kurtulmak, bir şekilde ruhumuza sızmayı başarmış şer ve mefsedetten azat olmak, şeytanın her türlü oyun ve desiselerine karşı dirayet kazanma konusunda bize kalıcı, geliştirici bir bilinç kazandırır. Nefis ve şeytana ve onların hilelerine karşı her zaman yüksek bir teyakkuzda olmayı hatırlatır.
Bu gece vesilesiyle bir kez daha hatırlatmak isteriz ki, insanlık için gönderilmiş hayırlı bir ümmetin bireyleri olarak her birimize yüksek sorumluluklar düşmektedir. Etrafımızda olup bitenlere karşı duyarsızlığımızı sürdürerek, bizi sürekli kuşatan tuğyana karşı mütemadiyen kayıtsız kalarak salih bir mümin olma iddiasını korumamız mümkün değildir. Bu gecelerde adaletsizliklere, ikiyüzlülüklere, insanı baştan çıkaran ve onu Rabbinden uzaklaştıran iğvalara karşı gerekli duyarlılıklarla donanarak dua ve niyazlarımızı bir özgürlük beratıyla taçlandırmak durumundayız. Bu geceler bize hem Müslümanların karşılaştıkları ağır ve çekilmez acılardan kurtulma yolları hakkında düşünme hem de zaman zaman yersiz ve temelsiz hedefler adına Müslümanların birbirlerine reva gördükleri sıkıntıları sorgulama imkanı vermelidir. Bugün artık insanlığın topyekün yaşadığı manevi kayıplar üzerine düşünmek de her Müslümanın asli görevleri arasında yer almalıdır.''
Allah'a içtenlikle yönelinen bu gecede ondan af ve mağfiretin öğrenilmesi gerektiğini vurgulayan Görmez, tüm İslam aleminin Berat Kandilini kutladı.
Devamını Oku

13 askeri şehit eden PKK terör örgütüne lanet yağıyor

13 askeri şehit eden PKK terör örgütüne lanet yağıyor
Diyarbakır'da 13 ASkeri şehit edip, 7 askeri yaralayan terör örgütü PKK'ya lanet yağıyor. Acı haberin duyulmasının ardından haber merkezlerine faks gönderen iş dünyası, siyasetçiler birlik ve beraberlik mesajları verdi.
14.07.2011 - 20:00
BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, Diyarbakır ili Silvan ilçesi kırsalındaki terör saldırısı sonucu 13 güvenlik görevlisinin şehit olması üzerine sert bir açıklama yaptı. İlk defa güpegündüz böyle büyük bir saldırı olduğunu aktaran Destici, "Hükümet açılım politikalarına ayıracağı zaman ve enerjinin yarısını terörle mücadele konusuna ayırıp, kararlılığını göstermiş olsaydı belki bir mesafe alınabilirdi. Bölgede güvenlik sağlanmadan yapılacak bir açılım havanda su dövmek olacaktır. Yüreğimizi yakanların inlerini yakmadan, Kandil'i söndürüp, İmralı'yı susturmadan atılacak adımlar sadece ve sadece terörün işine yarar ve terörü cesaretlendiren bir söylem mesabesinde kalır. Şöyle ki son zamanlarda terör örgütünün açıklamalarındaki ukalalalık ve pervasızlık herkesin malumudur. Kaçırdıkları askerlere 'savaş esiri' demekten bile çekinmeyen bir pervasızlık karşısında artık yapılacak ne bir müzakere ne de bir açılım söz konusu olabilir. Meseleyi savaş zaviyesinden değerlendirenlerle müzakere olmaz. Bunlara anlayış göstermek en hafif değerlendirmeyle gaflettir." dedi.
Bölücü terör unsurlarının siyasi uzantıları da pervasız duruşlarını devam ettirdiğine dikkat çeken Destici, "Yemin etmeme ısrarlarını sürdürüyorlar. Kararlı bir devlete bu noktadan sonra yakışan iş PKK'ya terör örgütü bile diyemeyen bu güruhun milletvekilliklerini düşürmektir. TBMM gereğini yapmalıdır. Milletin TBMM'den beklediği budur. Hak bilmez, hukuk tanımaz, dağdaki zihniyeti Meclis'e taşıyan, aynı onlar gibi davranış içinde olan bu güruha demokrasi denilerek anlayışla yaklaşmak bu milletin huzur ve güvenliğine karşı yapılmış bir dalalettir. TBMM'nin yapacağı ikinci iş ise hemen idam cezasını TCK'ya tekrar koymaktır. Artık bıçak kemiğe dayanmıştır. Terörle mücadelenin yolu yöntemi bellidir." değerlendirmesinde bulundu.
DSP Genel Başkanı Masum Türker ise açıklamasında, "Diyarbakır'dan gelen şehit haberi, hepimizi derinden yaralamıştır. Şehitlerimizin ailelerine, yakınlarına, Türk Silahlı Kuvvetleri'ne ve milletimize başsağlığı, şehitlerimize rahmet, yaralı askerlerimize acil şifalar diliyoruz" dedi. Son günlerde siyasette yaşanan gerginliğin terörü azdırdığını savunan Türker, "Siyasi gerginlikler nedeniyle yaşanan yönetim zaafiyeti, ülkemizi bu noktaya taşımıştır. Terör ile herhangi bir sonucun alınmayacağını terör örgütü de bunlara destek olanlar da teröre göz yumanlar da bilmelidir. Hain terörü tekrar şiddetle kınıyor ve ülkeyi yönetenleri sorumluluklarını yerine getirmeye çağırıyorum." dedi.
HAS PARTİDEN GENELKURMAY'A TELGRAF
HAS Parti Genel Başkanı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, Diyarbakır Silvan'da teröristlerle girdiği çatışmada şehit olan ve yaralanan askerlerimiz için taziye ve başsağlığı mesajı yayınladı. Kurtulmuş, Genelkurmay Başkanı Işık Koşanar'e de telgraf gönderdi. Kurtulmuş, mesajında, "Diyarbakır'ın Silvan ilçesinde teröristlerle girilen çatışmada 13 askerimizin şehit olduğunu, 7'sinin de yaralandığını büyük bir üzüntü ile öğrendim. Çatışmada şehit olan askerlerimize Allah'tan rahmet, ailelerine başsağlığı ve yaralı askerlerimize de acil şifalar diliyorum" dedi.
TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu, Diyarbakır'da 13 askerimizin şehit edilmesi, 7 askerin de yaralanmasına neden olan hain saldırı dolayısıyla yayımladığı mesajda, terörün bir insanlık suçu olduğunu ve bu suçu işleyenlerin bu ülkenin birlik ve beraberliğini bozamayacağını ama tarihe aşağılık eylemlerin failleri olarak geçeceklerini bildirdi. TOBB Başkanı, "Türk İş dünyası adına bu menfur olayı bir kez daha lanetliyor, şehitlerimize Allahtan rahmet, yakınlarına ve aziz milletimize başsağlığı, gazilerimize de acil şifalar diliyorum." dedi.
BÖLÜCÜ SÖYLEMLERDEN KAÇININ
KOBİDER Başkanı Nurettin Özgenç, ise bu saldırının seçimden sonra Türkiye'yi istikrarsızlaştırmaya, karanlık günlere döndürmeye çalışan millet ve demokrasi düşmanlarınca gerçekleştirildiğini ifade etti. Özgenç, "Türkiye olarak ülkeyi karanlığa sürüklemeye çalışan derin güçlerin kirli eylemlerinin karşısında durmaya devam edeceğiz. Bu vesile ile bir çok dünya ülkelerinin gıpta ile baktığı demokratik seçimden sonra meclisi anlamsız boykot etmek ve yemin krizleriyle toplumu gerecek, kutuplaştıracak, demokratik özerklik gibi bölücü söylem ve davranışlardan kaçınmaya davet ediyoruz."
(CİHAN)
Devamını Oku

Diyarbakır'da hain saldırı: 13 şehit, 7 asker yaralı

Diyarbakır'da hain saldırı: 13 şehit, 7 asker yaralı
14.07.2011 - 22:32
Diyarbakır'ın Silvan ilçesi kırsal kesiminde teröristlerle güvenlik güçleri arasında çıkan çatışmada 13 asker şehit oldu, 7 asker yaralandı.

Diyarbakır Valisi Mustafa Toprak, Bayrambaşı beldesi Dolapdere Köyü kırsal kesiminde arazi arama tarama faaliyeti yürüten güvenlik güçleriyle bir grup terörist arasında sıcak temas sağlandığını ve çatışma çıktığını söyledi.
Çatışmada 13 askerin şehit olduğu yönünde bilgi aldıklarını belirten Toprak, ''Üzüntülüyüz. Bölgede operasyonlar sürdüğü için bilgi akışı da devam ediyor. 13 şehidimiz, 7 yaralımız var. 10 şehit ve 7 yaralı asker Diyarbakır Asker Hastanesi'ne getiriliyor'' dedi.
SİLVAN'DA ÇATIŞMALAR SÜRÜYOR
Diyarbakır'ın Silvan ilçesine bağlı Bayrambaşı beldesi kırsalında 13 askeri şehit eden PKK'lı grubun çembere alındığı belirtiliyor. 20-30 kişilik terörist grubun imhasına yönelik operasyona özel harekat timleri de katılıyor.
Bir süre önce Lice ilçesi Ziyaret köyü yakınlarında kaçırılan 2 asker ve 1 sağlık görevlisini kurtarmak için jandarma güçleri dün gece arazi arama tarama faaliyetine çıktı. Bayrambaşı kırsalında güvenlik güçleriyle teröristler arasında sıcak temas sağlandı. Pusu kuran teröristlerin yoğun ateşi altında kalan jandarma birliği 13 şehit verdi. 7 asker de çatışma sırasında yaralandı.
Sivan-Kulp-Hazro üçgani ile Bingöl'ün Genç ilçesine uzanan ormanlık alanda yaşanan olayın ardından bölge ablukaya alındı. Özel harekat timleri skorski helikopterler tarafından havadan bölgeye indirildi. Çembere alınan bölgede 20-30 kişilik bir PKK'lı grubun bulunduğu kaydediliyor.
BAŞBAKANLIK'TA ACİL ZİRVE
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin,GenelkurmayBaşkanı Orgeneral Işık Koşaner ve MİT Müsteşarı Hakan Fidan ile bir araya geldi.
Diyarbakır'da 13 askerin şehit edilmesinin ardından, Başbakan Erdoğan, İstanbul programını iptal ederek Başbakanlık Merkez Bina'da Atalay, Şahin, Koşaner ve Fidan ile bir araya gelerek durum değerlendirmesi yaptı.
Başbakanlıktaki güvenlik toplantısına katılmak üzere Jandarma Genel Komutanı Necdet Özel de Başbakanlık Merkez Bina'ya geldi.
Zirve saat 18.45 civarında sona erdi.
Devamını Oku

20 Haziran 2011 Pazartesi

Hey On Beşli

Hey On Beşli

Tokat'ta serin bir ilkyaz gecesi. Gülbahar Hatun Camii'nin ruhaniyetine sığınmış olan tarihi Sedir Han'da Tokat'ın yiğit yüzlü dostlarıyla birlikte oturuyoruz.
1920'li yıllara ait büyük resimlerde; At arabaları ve merkepleri ile Taşhan'ın önündeki Pazar yerinde öteberi satan insanlar...
Ali Paşa Camii'nin önünde sıralanmış arzuhalciler...
Mis gibi tarçınlı sahleplerin, cevizli çöreklerin, vişneli dondurmaların özenle yapıldığı sahlepci rahmetli Remzi Bey'in dükkânı taş duvarlardaki yerlerini almışlar. İlk yaz akşamının serin rüzgârları bağrımıza estikçe, tarihi hanın taş duvarlarındaki yoksulluğun duman duman tüttüğü resimlere baktıkça, semaverde çaylar buhar buhar yükseldikçe, sohbet her geçen dakika koyulaştıkça; Yozgatlı Kınalı Hasan'ın, Kastamonulu Zehra Bacı'nın, bir Tokat türküsü olan Hey On Beşli' nin yürek yakan hikayeleri de bir bir sıraya giriyor.
Hepsinin olduğu gibi on beşli'lerden Hüseyin'le Hediye'nin hikayesi de oldukça yürek yakıcıydı...
Tokat'ın taş döşeli dar yollarından yaylı at arabalarının gelip geçtiği yıllarda yüzü kaleye bakan ahşap evlerden birinin şenliğiymiş Hediye.
Üç eteği sırma işleme, başı Tokat işi oyalı yazmalı, alımlı edalı bir körpe imiş.
Kınalı Kazova üzümlerinin toplanıp pekmez yapıldığı aylarda Tahtoba köyünün saygın Köy ağası bir babanın biricik oğlu Hüseyin'e istemişler onu.
Önce vermek istememişler. "Yaşı küçücek," demiş anası. "Baba ekmeği yemedi doyuncaya dek."
Bekleyeceklerini söylemiş oğlan tarafı;
Hediye ile Hüseyin'in sözleri kesilmiş.
Kış boyu kafesli pencerenin önündeki sedirde oturup yoldan geçen herkesi "Belki Hüseyin'dir" ümidiyle süzerek küçük ellerinin ak parmaklarındaki iğne ile al yazmalar, örtüler işlemiş Hediye.
İlkbaharda kiraz ağaçları tomurcuğa dururken bir haber yayılmış ortalığa. Anadolu'da ateş düşmedik ocak bırakmayan seferberlik, bu kez On Beşli' leri istiyormuş. Şehirden şehire, köyden köye haber uçurulmuş.
Kimini Çanakkale'ye yazmışlar, kimini Filistin'e, kimini Yemen'e. Arkalarından maşrapalarla su dökmüşler On Beşli'lerin. Yavuklular, yanaklarından süzülen gözyaşlarını yazmalarının ucundaki gül oyalarına silmişler. İçlerindeki yangını Türkü yapıp, yiğitlerin ardından ağıt yakmışlar.
"Hey on beşli on beşli
Tokat yolları taşlı
On beşliler gidiyor
Kızların gözü yaşlı"
Tahtoba köyünden bölüğe çağrılan gençlerin arasında Beyoğlu Hüseyin de varmış.
Hüseyin, Örtmeliönü'ndeki ahşap konağın kapısını çalmış önce. Hediye'nin ana babasının elini öpmüş; göz ucuyla utançtan yüzü kızaran Hediye'ye bakarak, helallik dileyip ayrılmış. Ayrılmış ayrılmasına da gönlü o ahşap konakta kalmış, başını çevirip çevirip ardına bakıp durmuş;
"Sevdiğim pek küçücek
Koyup da gidemiyom" demiş.
Dualarla uğurladıkları delikanlılarının bir bir toprağa düştüğü haberini alan kara bahtlı analar, kara çatkılı yavuklular, dul kalan tazeler maşrapalarla su döküp ıslattıkları kapı önlerini gözyaşlarıyla ıslatmışlar.
Memlekette ateş düşmedik ocak kalmamış.
Eli yüreğinde uyanmış her sabah Hediye.
"Şu çıplak dağların ardına gitsem bulur muyum Hüseyni mi, çok mu uzaktı bu Yemen dedikleri?" deyip durmuş.
Seneler geçmiş, dönen olmamış Yemen'den.
Evler erkeksiz kalmış.
Dağlarda eşkıyalar peydahlanmış. Hükümet baş edemiyormuş artık onlarla.
Para eder her şeyi topluyor, cepheye gitmiş yiğidinin yasını tutan taze gelinleri dağa kaldırıyormuş eşkıyalar.
Hediye'nin anasıyla babası utana sıkıla açmışlar korkularını kızlarına.
"Kara yazgılı kızım, biliriz beklediğin var ama işte seneler geçti. Dört kış, dört yaz bitti bir haber yok Hüseyin'den, kim gitti de geri geldi ki Yemen ilinden. Biz yaşlandık, gayri senin namusunu koruyamayız. Yazma ustası Emin Efendi sana talip oluyor. Erkeğin yaşlısı olmaz. Emin Efendi zengin bir tüccardır. Oğlu uşağı yok, koca evde bir fidai başın olacak. Git evini ocağını kur. Yuvanı bil sen de." Demişler.
Bahtsız Hediye yaşın yaşın ağlayarak çıkarmış parmağındaki yüzüğünü.
Küçücük kınalı elleriyle silmiş gözyaşlarını. Yüzünü birkaç kez görüp yüreğine nakşettiği Hüseyin'in yasını tutmasına fırsat olmadan, sırma işlemeli al bindallı giymeden yeni evine girmiş.
Son güne kadar Hüseyin'inden haber alma ümidiyle beklemiş durmuş;
"Gidiyom işte ben de
Bir arzum kaldı sende"
"Hayalde gör, düşte gör hele bir de düş de gör" demiş ya eskiler. İnsanın işi bir kez ters gitmeye görsün.
Evlendikleri yıl Emin Efendi , Hakka yürümüş.
Bahtsız Hediye daha on yedisini doldurmadan bir başına kalsa da
"Yuvamı bırakıp baba evine dönsem ne yapacağım" diyerek, iyi kötü benimsemiş yeni hayatını.
Ay karanlık bir gecede koca evin çift kanatlı kapısının önüne dayanmış eşkıyalar. İçeri dalmışlar azgın kurtlar gibi. Sepet sandık dağıtmışlar, feryadına kulak vermeyip sırtlamışlar Hediye'yi.
Hoyrat eller dağdan dağa dolaştırmış bahtsız tazeyi.
Bir gün, tan yeri kırmızı bir utançla kızarırken Takyeciler Camii'nde sabah namazından çıkan yaşlılar kaldırıma bırakılmış bir kadın bulmuşlar.
"Tokat yolu kaldırım, düştüm beni kaldırın" diye yalvarmış Hediye. Dönüp bakan olmamış.
Hüseyin dağ-taşın çiçeğe büründüğü bir bahar başında çıkıp gelmiş köyüne.
Beyaz badanalı bahçe duvarının önünde yabancı bir erkeği görünce yaşmaklanacak olmuş anası.
Sonra sekiz yıldır ağlaya ağlaya ferini tükettiği gözlerinden değil de yüreğiyle tanımış oğlunu.
Beklemiş Hüseyin. Susup beklemiş birilerinin Hediye'den söz etmesini beklemiş. Ne anası, ne bacısı adını anmamış gelinlerinin.
Dayanamamış sonunda;
"Ana, Hediye'm nasıl?" demiş."Hediye'yi sorma oğul. Kız kısmı bunca sene durur mu? Uçurdular yuvadan onu" demiş anası.
Sabah Tokat'a giden bir at arabasına atlayıp Örtmeliönü'ne gelmiş Hüseyin.
Bahçesindeki kirazların çiçek açtığı ahşap evin bakır kapısının halkasını vurmuş elleri titreyerek, ses veren olmamış.
Karşı evin penceresinden biri seslenmiş;
"Onlar buradan ayrılalı çok oldu"
"Ya Hediye?"
"Hediye'ye ne olduğunu bilmeyen mi var Tokat'ta. Ana babası utancından terk etti buraları. Hediye de alıp başını gitti. Hatta giderken söylediği sözler dillerde;
"Gidiyom elinizden
Kurtulam dilinizden
Yeşil baş ördek olsam
Su içmem gölünüzden"
Can alıcı kurşunlara uğradığında bu kadar yıkılmamış Hüseyin.
Yedi düvel düşmanın yıkamadığı yiğitin omuzları düşmüş.
Almış başını gitmiş Hüseyin. Hediye gibi onun da o gün bu gün nereye gittiğini bilen olmamış.
Buhar buhar kaynayan semaver, cepeheye yiğit taşıyan kara tren gibi taş duvarlarda duman duman yol alıyordu.
Tarihi Sedir Handa Tokat kahramanlarıyla Anadolu türküleri kadar hüzünlü ve güzel bir gece geçirmiştik.
Gece geç vakit olmuştu.
Kalktık.
Herkes evine, oteline döndü.
Bense aldım başımı gezdim sokak sokak.
O gece anladım yeşilbaşlı ördekler neden su içmez Tokat'ın pırıltılı derelerinden?
O gece anladım. Bereketli elleriyle kızgın saç üzerinde çökelekli gözleme yapan reyhan kokulu Türkmen kadınlarının yanık sesiyle söylediği bu türkünün bir oyun havası olmadığını.
O gece anladım bu türkünün dünyanın yedi köşesinde gök ekin misali biçilen On Beşli'lerin yası olduğunu.
O gece anladım namuslu bir kadın olan Hediye'nin, Haç Dağı'nda yatan kırk kızlar kadar masum ve meçhul olduğunu.
Ve o gece anladım. Bu günlerde dünyanın dört bir yanından Türkçe bayramına gelen bahar çiçeklerinin yad ellerde yatan taze yiğitlerin yürek yangınlarında açtığını.
Kara küheylanını aydınlığa süren bir ışık süvarisi gibi sabaha doğru koşarken gece, ben de döndüm, eli böğründe beni bekleyen öğretmen evine.


Harun TOKAK
Devamını Oku

13 Haziran 2011 Pazartesi

Seçim sonuçları

Seçim sonuçları


Ben ilk tahminimde ne demiştim: 50, 25, 12, 6, 3, 1.5. Şiir gibi bir sonuç.
Sonuç hemen hemen birebir aynı. Daha sonra Tarikat oyları tartışmasından etkilendim ve bu sonuçları revize ettim. Ama yine de +-’lerle durum aynen.
MHP barajı aşarsa, AK Parti 330’a ulaşamayabilir demiştim. Öyle oldu.
Bu arada, seçime 15 parti katıldığına göre, AKP, CHP, MHP, BDP(Bağımsızlar)’nin oyları dışındaki 12 partinin oyu nerede? Asıl işin püf noktası burada..
Önce şunu bir tespit edelim, kendinden önceki partinin oyununun yarısını alabilen bir parti lideri kendini muzaffer kabul ediyor.. Bu, CHP’nin kendi yerini nasıl içselleştirdiğini gösteriyor.. Burada ilginç bir ayrıntı daha var. CHP artık İzmir, Muğla, Tekirdağ, Edirne, Kırklereli ve Tunceli dışında hiçbir ilde 1. Parti değil.. Yani bütün kalelerini kaybetti.. Trakya ve Ege’de iki, Anadolu’da bir ile sıkışıp kaldı.. Zafer dedikleri bu.. İki sene sonra yerel seçimlerde CHP’yi daha kötü bir sonuç bekliyor bu durumda.
Milletvekili artışı da tamamen şansla ilgili. AK Parti hemen hemen aynı orandaki oy artışı ile 14 Milletvekili kaybederken, CHP 23 sandalyenin sahibi oldu.. Bağımsızların oyu hemen hemen aynı idi ama artı 15 sandalye kazandılar. MHP nin ise -1 oyu vardı, 15 milletvekili kaybetti.. Sandalye sayısı bakımından en kazançlı BDP, en kötü durumda olan MHP. MHP’nin oylarının %3’ü, ulusalcı dayanışma ve CHP’nin zayıf olup, MHP’nin güçlü olduğu bölgelerde Ergenekon ve asker desteğinde gelen CHP oyları ile, durup dururken MHP’ye kanalize edilen çok sınırlı tarikat oyu. MHP, kaset olayı ile %4 kaybetti ama ulusalcı dayanışma sonucu %3 geri aldı.. DSP’nin oyları nasıl CHP’ye gitti ise, DP’nin, diğer Demirelci sağ oyların adresi de MHP oldu. Bu da Demirel’in bir kıyağı MHP’ye!
CHP’de oy artışı yok.. 3,5 milyon yeni oy dediği, 6 sol parti ve sandığa taşınan ulusalcı oyların toplamına eşit.. Bu da ortalama bu gün %26 olan CHP oylarının % 6’sına tekabül ediyor. Hatta BDP’nin bağımsız aday göstermediği sol oyların bir kısmı da CHP’ye gitti. Ulusalcı Dayanışma Cephesi 1, BDP tabanından gelen oylar %1, DSP ve diğer sol oylar 4, toplam %6 eder. CHP bu seçimde eksi %1’de. DSP buharlaşmadı herhalde.. Bu oylar bir yerlere gitti.
AK Parti’de de benzer bir durum var. SP ve BBP’nin oyları nerede? Bunların toplamı (SP, HAS, BBP) bu gün %3 seviyesinde.. Öyle anlaşılıyor ki, Tarikatlerin DP ve SP yönlendirmeleri de bu konuda etkili olmamış.. Siyaset üzerinde tarikat vesayetinin sonu oldu bu seçim. Bu seçimlerin böyle bir sonucu da var. Tarikatler kendi müridleri üzerinde mutlak belirleyici değiller artık. Bu iradeyi test edenler kaybettiler.
Bu seçimlerde şöyle ilginç bir sonuç daha var. BDP sadece Diyarbakır, Batman, Mardin, Şırnak ve Hakkari’de %50’nin üzerinde. Bu sonucu bir referandum olarak kabul ederseniz, bölünme paranoyasına gerek yok. Hangi Kürt İstanbul’dan vazgeçer; ben niye Diyarbekir’den vazgeçecekmişim. Ben Yemen’den vazgeçmedim ki daha... Bizim birbirimize karşı kazanacak bir zaferimiz yok. Tek bir zaferimiz olacak, o da birlikte kazanacağımız zaferdir.. Hem zaten iş o kerteye vardığında bu irade de farklı tecelli edecektir.. Tekrar AK Parti’ye dönecek olursak AK Parti’de %5 ödünç oy var.. Bu oylar, Adalet, Barış, Özgürlük, Anayasa reformu için verildi.. Ergenekon tehdidine karşı verildi.
Bu seçimlerde Anayasa değişikliği de oylandı bir bakıma, Ergenekon da. CHP ve MHP’nin Meclise taşıdıkları dışında kimse bir varlık gösteremedi. Asker partisi Pamukoğlu da öyle. Çetin Doğan da, Tuncay Özkan da, Doğu Perinçek de kaybetti.
Bana kalırsa, Evren ve Şahinkaya’nın “yine yapardık” şeklindeki ifadeleri de bu sonuç üzerinde etkili oldu.. Ben MHP’nin namus, BDP üzerinde ezan tartışmasının daha etkili olacağını düşünüyordum. Meğer MHP tabanı namus konusunda, BDP tabanı da ezan konusunda o kadar da duyarlı değilmiş.. Yoksa BBP’nin yalnızlığını nasıl açıklayacağız..
AK Parti’deki %5 ödünç oyu alın, CHP deki %6 ödünç oyu da; MHP’deki %3’ü de düşün hesaptan. Bu partilerin gerçek oyları şu: AK Parti %45, CHP %20, MHP %9. Yani MHP Baraj altı; CHP, AK Parti’nin şimdiki durumundan daha kötü durumda, CHP, AK Parti’nin yarısı kadar bile değil..
Burada bir diğer ilginç nokta da şu: CHP’den kaçanlar, Kılıçdaroğlu’ndan, Ergenekon’dan, Balyoz’dan kaçanlar AK Parti’ye sığındı, “İrtica”dan, AK Parti’den kaçanlar, değişimden korkanlar, statülerini kaybetmekten korkanlar, Erdoğan’ın söyleminden korkanlar CHP’ye sığındı..
Elhamdülillah. Allah’ın iradesi böyle tecelli etti. Allah (cc) bu sonuç içinde de bizim için birtakım imtihan vesileleri ve hayırlar gizlemiştir. Onu arayacak ve bulacağız.. Büyük arayış, heyecan dozu yüksek bir dizi film gibi nefes nefese sürecek gibi. AK Parti 330’a ulaşamadı. Bir de Meclis Başkanı’nın tarafsızlığı var. Belki içinden çürükler de çıkabilir. Ama öbür taraftan insaf sahibi insanlar da vardır.. Belki de böylesi daha iyi oldu. Daha bu konuyu konuşmaya devam edeceğiz.
Selam ve dua ile.



http://www.yazaroku.com/fguncel/abdurrahman-dilipak/14-06-2011/secim-sonuclari/353948/.aspx



Abdurrahman Dilipak - Yeni Akit
Devamını Oku

Erdoğan 'ustalığını' kanıtladı

Erdoğan 'ustalığını' kanıtladı

12 Haziran seçimleri üzerine çok şey konuşacağız. 

Ama sandıkların yüzde 99'unun açıldığı anki durumitibariyle ilk günün notlarını sıralayacak olursak şunu söylemek mümkün: Bu seçimin açık ara galibi AK Parti.
Üst üste üçüncü kez iktidara geliyor ve girdiği her seçimde oyunu artırmış oldu. İktidarın yıpratıcılığını bırakın, üstüne yüzde 5'e yakın oy artışı sağladı. Türkiye'nin her yerinden oy aldı ve her yerde oyunu artırdı.
Güneydoğu'da BDP destekli bağımsızlar oylarını artırdılar ama AK Parti hâlâ bölgede en çok oy alan parti. CHP'nin kalesi sayılan İzmir'de bile ciddi oy artışı sağladı. Mersin'de kıran kırana bir mücadele yaşandı. Antalya hakeza. Yani 'sahil sendromu'nu 'hizmet politikası' ile aştı AK Parti.
İktidar partisinin İstanbul ve Ankara oyları da arttı. Bu da her iki şehir için açıklanan projelerin destek gördüğünün kanıtı.
Sonuçlara AK Parti açısından baktığımızda bir başka önemli ayrıntı da 'vekil rotasyonunun' tutmuş olması. Başbakan kabinedeki önemli isimleri başka illerde görevlendirmişti. Hepsi de gittikleri illerde AK Parti'nin oylarını artırdı. Ayrıca çok eleştirilen Güneydoğu adayları da herkesi şaşırttı. Çünkü listeler açıklandığında hep söylenen 'AK Parti'nin bölgeyi BDP'ye bıraktığı' tezi de çöktü.
Şunu söylemek mümkün. AK Parti hem kampanya şekli hem söylemler hem de sonuç itibariyle 'Erdoğan'ın ustalığını' ispatlamış oldu. Geleneksel 'balkon konuşması'nda da bunu gösterdi.Herkesi kucaklayan bir dil kullandı. Yeni anayasanın üzerinde basa basa durdu ve özellikle 'herkesin anayasası olacak' mesajını verdi. Balkon konuşmasından sonra Başbakan Erdoğan ile konuşma imkânı buldum. Öncelikle sonuçlardan çok mutluydu. "Yüzde 50'yi bekliyor muydunuz" soruma 'Hedefimizdi başardık' dedi. Yeni anayasa için herkesin kapısını çalacağını anlattı. Bu çok önemli bir nokta.
CHP'ye gelirsek.
Bu seçimin kaybedeni kesinlikle CHP. Çünkü çok iddialıydı Kılıçdaroğlu. En az yüzde 30 oy almayı umuyordu. Ama sonuç itibariyle yaklaşık yüzde 26 oyda kaldı. Bu da 'yeni CHP'nin seçmenden destek görmediğinin işareti. Kılıçdaroğlu'nun söylemenin 'güven vermediği' gibi bir sonuç da çıkmış oldu.
Tabii ki yüzde 23'ten yüzde 26'ya çıkmak başarı görülebilir. Fakat unutmayalım CHP'de yaşanan o büyük karmaşadan önce de Baykal partisinin oy oranını yüzde 27'lerde açıklamıştı. Kılıçdaroğlu'nun olağanüstü gayreti de CHP'yi ayağa kaldırmaya yetmedi. Şimdi 'Oylarımızda anlamlı bir artış olmazsa bırakırım' diyen Kılıçdaroğlu'nun ne yapacağı merak ediliyor. Dün akşam saatlerinde CHP Genel Merkezi'nde sessizlik hakimdi. Oysa öğleden sonra 'iktidarı kutlamaktan' bahseden parti yöneticileri vardı. İlerleyen saatlerde de 'şerefli mağlubiyetlerden' bahsedenler vardı. İlerleyen saatlerde Kılıçdaroğlu kürsüye çıktı ve 'mücadeleye devam' mesajı verdi. Yani üç maddede özetlediği şeylerin özeti parti içi muhalefete 'buradayım' demekti.
MHP cephesi ise karışık. Hem kaset darbesi yüzünden karışık hem de barajın üzerinde kalmaktan memnunlar. Ama dün akşam MHP Genel Merkezi'nde sessizlik hakimdi. Hatta hüzün demek de mümkün. Ama TBMM'de olmaktan memnun oldukları da kesin. Şimdi gözler 'farklıülkücüler'in yapacağı hamlede. O yüzden parti yönetimi seçim sonuçlarından çok gelecek hamleye odaklandı.
BDP de seçimin tartışmasız galiplerinden. Oylarını ve vekil sayılarını artırdılar. Özgüvenleri zirve yaptı. O yüzden TBMM'de daha sert muhalefet yapacaklardır. Ama aldıkları oyun kemiksiz olmadığını görmek lazım. Gün boyu bölgeden 'seçmene baskı' haberleri geldi. Buna rağmen başarılı oldukları tartışılmaz.
Sonuçları ilerleyen yazılarda detaylıca analiz edeceğiz ama ilk gün ve oylar sayılırken yaşanan tabloya baktığımızda şunu söylemek mümkün;
Seçimin tartışmasız galibi AK Parti ve Türk demokrasisi oldu. Halkın tercihi yüzde 95 oranında TBMM'ye yansıdı. Tek talihsizlik belki de YSK'nın ince hesapları sonucunda AK Parti'nin yüzde 50'lerde oy olmasına rağmen anayasa yapacak vekil sayısına ulaşamamış olması oldu.
Seçimin ilk günüyle ilgili son bir not da Cihan Haber Ajansı ile ilgili. Dünkü performansları takdire şayandı.


Adem Yavuz ARSLAN

Devamını Oku

Yukarı git